Bir erteki yurdu olan İstanbul; geçmiş ve gelecek aynı ırmakta aktığı için kültürleri bünyesinde eriterek özüne özgü bir kültür ortaya çıkaran nadir bir ordamızdır. Özü çok güzel ifade eden gönüllerin ilterişi olan Ekrem İmamoğlu, büyükorda yerli geneşçilikte farkını konuşturduğu sevilmese de onun türeticilik alanında katkısı tartışılmaz. Daha önce ilk iki seçkide spekülatif kurgu hakim olurken bu seçkide bilimkurgu türü işlenilmiş. Bu öykü seçkisini görürken Barış Müstecaplıoğlu, Levent Şenyürek ve İsmail Yiğit benim için flaş adlardı. Bu öykü seçkisi onlar sayesinde okumaya karar verdim. Gelin bakalım bu üç ad için nasıl değerlendirme bulundum. Üç adın öyküleri ve diğerlerinin yorumlarıyla baş başa bırakıyorum sizleri...
Üs (Levent ŞENYÜREK); Öykünlenmiş (Simülasyon) şehir temasını çorak gezegen olan Mars'a nakış gibi işleyen kalem, öykünlenmiş şehirde gezinirken Türk insanın özelliklerinde biri olan kendimizi kurmacanın içindeymiş gibi akıllarımızda yaşanmış bir anı oluşturmasını başarılı bir şekilde okurlara sunmuştur. Ziuusudra Gemisi ile Türk Bilimkurgu Edebiyatı'nın taçsız krallarından biri olacağını bu öyküyle bizlere yeşil ışık yaktı. O da Murat Kaya Beşiroğlu gibi küresel çaplı bilimkurgu öykülerinde başarılı olacağını da söylenmesem ayıp olur. Öykünlenmiş Şehir kavramıyla astronotlarımız için gurbet özlemini dindirecek yaratıcı bir fikir olmuştur.
Navi Cevdet (Ayşe ACAR); Çok güzel ve sürükleyici olduğu için keşke roman olarak okusaydım dediğim öyküde bazı ankedotların üzerinde durulmamış. Mesela mekanların boyutsal anlamda birbirlerine girmeleri üzerine uzun uzun değinmediği için havada kalmış bir durumdur. Hatta geçmişe gitme öyküsü ile bir arada olması bence bilimkurguda hangi türe odaklanma bir sorun yaşıyor. Öyküye ağır basan geçmişe gitme