2024’te birincisi düzenlenen Ganeşa Mitolojik Öykü Yarışması’nın sonucunda finale kalan eserlerin toplandığı bu kitap, insanlığa dair bu iki olguyu farklı açılarıyla beraber bir araya getiriyor: Mitoloji ve öyküler. Her birinde kendinizden bir şeyler bulacağınız on iki öykü Yunan-Roma, Sümer, Maya-Aztek ve Türk. Her bir öykü, mitolojik bir bakış açısıyla kişisel ve toplumsal mücadeleleri sunarak ahlaki çıkarımlar yapar.
Gılgamış'ın Rüyası (Nurşah KARACA); Öykü seçkisinde yer alan gerçek anlamda mitolojik öyküde; Gılgamış ve Enkidu'nun Dilmun'daki Humbaba'yı öldürmeye gittiği sırada Gılgamış, rüyasında kendi ölümünü görüp de Enkidu'ya bahsetmeyişi ile kardeşine cesaret aşıladı. Sürükleyicide Zağros ve Fırat adları yerine o dönemde Sümerler'in kullandığı kavramları yeğlenseydi gerçek anlamda efsane olurdu. Dilmun, Sirius yıldızı etrafında dönen bir gezegen olarak biliniyordu. Hatta Kur'an'da bile En yüksek sedirler ormanı olan ilk bahçe olarak dolaylı geçiyor.
Oduncu Sankur'un İfadesi (Talha YILMAZER); 1471 yılında geçen Anadolu korku gerilim öyküsünde mitolojik unsur olarak Karakura'yı baz almakla yetinmiyor. Olayın biraz daha varolmayan bir mekanda geçmelidir. Öyküde eşini kaybeden Koytun'a musallat olan Karakura'yı gören Sankur'un ifadesidir. Mitolojik öyküden daha çok gerilim öyküsü olarak kabul etmekle birlikte 1471 yılındaki Anadolu'nun kırsal izlenimlerini başarılı bir şekilde görüyoruz. Etkileyici bir şekilde yazılmış öyküde Karakura'nın neden Koytun'a musallat olduğuna dair kurmaca olsaydı mitolojik öykü kabul edebilirdik.
Kimin Kötüsüsün Sen? (2.’lik) (Fatma Nur ÇELİK); Öyküde kullanılan dil sayesinde Helen'lerin Minotor'u değil bizlerin Yarboğa'sının günümüzde doğarsa insanların ona bakış açısını Türk tarzıyla dile getirilmiş. Hilkat garibesi olan Yarboğa,