Edebiyat; bazen bir kıvılcım gibi yanar ve o alev, hakikati aydınlatırken karanlığı da içinde tüketir. Bu seçki, Fahrenheit 451’in yakıcı mirasına saygı duyarak, spekülatif kurgunun sınırlarını zorlayan öykülerle dolu. İnsan ruhunun derinliklerinden, mitlerin gölgesinde şekillenen fantastik dünyalara; uzayın bilinmez boşluğundan, korkunun titrek ışığında yankılanan kadim anlatılara kadar her öykü, zamanın ötesinde bir yankı bırakıyor. Ateşin içinden yükselen bu hikâyeler, sadece hayal gücünü değil düşünceyi de tutuşturacak.
1-Karanlık Köşedeki Masa (Sibel BOZKURT); Sıkıcı ve durağan başlayan korku gerilim öyküsünde kırılma noktası Gamze'nin terk edilen apartman dairesinde kemikleri ve dağ gibi biriken kadın kıyafetleri görmesidir. Öyküde uzaylının, kadınları tavlayıp neden onları yediğine dair bir konuşma olsaydı ağızları açık bırakacak bir öykü sonu okurduk.
2-Alevlerin İçinden (Anıl ŞAHAL); Polisiye ve psikolojik gerilim türlerinin uyum içinde dans ettiği olay öyküsünde vicdan azabının vücut bulmuş haliydi. Öyküde yangında eşini kaybeden karakterin bu durumu sindirmeyince onda vicdan azabı oluşturdu. Aslında o anda eşinin yanında olsaydı onunla birlikte kurtulacağına inanıyordu. Karakterin öyküsü polisi o kadar etkilemiş ki her şeyi kül eden ateşin huzurun yeri olduğunu görüyor. Öykü kimi okurlarda ateşle ilgili anıları canlandırıyor.
3-Isınan İskeletler (Meltem DAĞCI); Hristiyan yerli bilimkurgu öyküsünde bilimkurgu emareleri yanında korku ve komedi unsurları bir arada uyum içinde kelimeler dans ederek okurların yüzünde hafif tebessüm yaratıyor. Öyküdeki anlatılanlar, Dünya ekstremlerine ayak uydurmadığı için düş güçlerimizle öykünün insanların koloniler kurduğu gezegenlerden biri olan ÖRTSÜLDE adlı yanan iskeletlerin ve kül yağmurların hakim olduğu gezegende