noktaadam

noktaadam
"Birisi tarafından delice sevilmek size güç verir, birisini delice sevmek ise cesaret." -"Sen kaç kez ölürsen öl, Tanrı bir sayar "[Sedat BALUN] "Gökyüzünü bilmeyen leke sanıyor kuşları..."
İşletme mezunu. Anadolu üniversitesi Tarih fakültesi öğrencisi
159 okur puanı
Haziran 2017 tarihinde katıldı
Şu anda okuduğu kitap
6/10
·320 syf.··
Beğendi
·
2026 14. kitabı
·
7 günde okudu
·
Okunma: 14 Mart 2026 00:00
İşte bir kitap daha .... yine maalesef okurken düşündüren ama yer yer ağır ilerleyen bir kitap oldu. Doğan Cüceloğlu’nun hayat tecrübelerini ve psikoloji bilgisini samimi bir dille anlattığı bir eser; insanın kendisiyle, ailesiyle ve toplumla kurduğu ilişkiyi sorgulatıyor. Özellikle sorumluluk almak, farkındalık kazanmak ve sevgi temelli bir hayat kurmak üzerine söyledikleri gerçekten düşündürücü. Bazı bölümlerde “evet, insan tam da böyle hissediyor” dedirten cümleler var ve okurken durup üzerine düşünme isteği uyandırıyor. Ancak kitap yer yer sohbet havasında ilerlediği için bazı kısımlarda tekrar hissi oluşabiliyor ve tempo biraz düşüyor. Yine de hayat üzerine sakin sakin düşünmek isteyenler için değerli fikirler barındıran, altı çizilecek cümleleri olan bir kitap olduğunu düşünüyorum.
Var mısın?Doğan Cüceloğlu · Kronik Kitap Yayınları · 202137,7bin okunma
Edebiyatın En Tatlı Eşleşmeleri!
Peki ya sizin favori kitabınız hangi tatlı olurdu?
6/10
·200 syf.··
Beğendi
·
2026 13. kitabı
·
4 günde okudu
·
Okunma: 05 Mart 2026 00:00
Hayat Kaybettiğin Yerden Başlar benim için samimi ama yer yer eksik kalan bir okuma oldu. Kitap, insanın kayıplardan sonra yeniden ayağa kalkabileceğini anlatırken bazı cümleleri gerçekten durup düşündürüyor; sanki insanın içinden geçen duygular kelimeye dökülmüş gibi. Dili sade ve akıcı, bu yüzden okuması kolay. Ancak bir süre sonra aynı duyguların farklı cümlelerle tekrarlandığını hissettim ve anlatım biraz nasihat tonuna kayıyor. Daha güçlü bir hikâye akışı ve daha derin karakterler olsaydı etkisi çok daha kalıcı olabilirdi. Yine de içindeki bazı güzel cümleler ve verdiği umut duygusu için okunabilecek bir kitap.
Hayat Kaybettiğin Yerden BaşlarMiraç Çağrı Aktaş · Indigo Yayınları · 20217,8bin okunma
9/10
·192 syf.··
Beğendi
·
2026 12. kitabı
·
12 günde okudu
·
Okunma: 28 Şubat 2026 00:00
“Bekle Beni”yi okurken insan sadece bir hikâyeye değil, bir dönemin ağır nefesine de dokunuyor. Üstad Livaneli yine kendine özgü o sakin ama derin diliyle anlatıyor; kelimeler bağırmıyor ama içten içe insanı sarsıyor. Roman ilerledikçe 12 Eylül’ün insanların hayatında nasıl izler bıraktığını görüyorsun. Büyük olaylardan çok, küçük kırılmalar anlatılıyor: susmak zorunda kalan insanlar, yarım kalan hayatlar, içe atılmış korkular… Bazen bir cümle yetiyor insanın boğazını düğümlemeye. Bazı bölümleri iki kez okudum ki bu çok normal. Çünkü Livaneli’nin cümleleri hızlı geçilecek türden değil; durup derin derin sindirmek gerekiyor. Hikâye büyük sürprizlere değil, duygulara yaslanıyor. Ve belki de en çarpıcı yanı şu: karakterler kahraman değil, sadece o dönemin içinde sıkışmış insanlar. Kısacası “Bekle Beni”, gürültülü bir roman değil. Ama sessizliğiyle çok şey söyleyen, okuru düşünmeye zorlayan bir kitap.Kitabı bitirdiğinde geriye büyük bir hikâyeden çok, insanın içinde kalan ağır bir his kalıyor....
Bekle BeniZülfü Livaneli · Can Yayınları · 202517,9bin okunma
5/10
·280 syf.··
Beğendi
·
2026 10. kitabı
·
5 günde okudu
·
Okunma: 22 Şubat 2026 18:34
Sırrı Sinan’ı elime alırken beklentim yüksekti. Macera, tarih ve gizem aynı potada eriyecek; sürükleyici, katmanlı bir hikâye okuyacağımı düşündüm. Kitap bunların hepsini vadediyor, hatta yer yer gerçekten yaklaşıyor da… ama sonuçta tablo tamamlanmıyor. Evet, romanda bir macera var. Tarihi arka plan ilgi çekici. Gizem unsuru da mevcut. Fakat okudukça sürekli aynı his peşimi bırakmadı: Bir şeyler eksik. Karakterler derinleşecekken yüzeyde kalıyor. Gizemler açılıyor ama yeterince sağlam örülmüyor. Konu parçaları birbirine bağlanıyor gibi duruyor ama aradaki bağlar zayıf kalıyor; düğüm atılmış ama sıkılmamış sanki. Bu durum hikâyenin ritmini de etkiliyor. Tam içine girecekken başka bir sahneye geçiliyor, tam merak artmışken duygusal ya da anlatısal derinlik geri çekiliyor. Okur olarak “bir tık daha” bekliyorsun ama o adım gelmiyor. Final ise kitabın en zayıf halkası. Çünkü bunca anlatının sonunda güçlü bir kapanış, net bir yüzleşme ya da en azından tatmin edici bir son bekliyorsun. Ama final aceleye gelmiş hissi veriyor. Kitap bittiğinde şaşkınlık değil, daha çok “keşke” kalıyor.Kötü bir kitap değil. Ama beklentinin altında. En çok da bu yüzden insanı yarım bırakıyor. Daha cesur, daha sıkı, daha derin bir anlatımla çok daha iyi bir roman olabilirmiş hissiyle kapattım kitabı. Bazen bir kitabı sevmemek değil, olabileceği hâli görebilmek insanı daha çok yorar. İşte Sırrı Sinan tam olarak böyle bir kitap oldu benim için.
Sırr-ı SinanRıza Keskin · Mythos Kitap · 202415 okunma
9/10
·348 syf.··
Beğendi
·
2026 9. kitabı
·
4 günde okudu
·
Okunma: 16 Şubat 2026 10:08
Zorba’yı bitirdiğimde elimde bir roman değil, sanki bir insan kalmıştı. Tozlu, terli, kahkahası bol bir insan. Zorba, kitap sayfalarından fırlayıp karşıma oturdu; rakısını koydu, hayatı anlattı, sonra da masayı tekmeleyip dans etmeye başladı. Hikâye basit gibi duruyor: Kitaplarla yaşayan, içine kapanık bir anlatıcı ve onun tam zıddı, hayata dişleriyle tutunan Zorba. Bir maden işletmesi, küçük bir Girit kasabası, arada tökezleyen hayaller… Ama asıl mesele olaylar değil; yaşamak denen şeyin kendisi. Zorba’nın ağzından dökülen her cümle, “fazla düşünüyorsun” diye tokat gibi çarpıyor insanın yüzüne. Biraz spoiler vereyim: İşler yolunda gitmiyor. Gitmiyor ama Zorba için bu bir felaket değil; aksine, hayatın doğal ritmi. Düşmek de dansın parçası. Kitap boyunca beni en çok etkileyen şey, Zorba’nın bilgeliğinin kitaplardan değil, yaralardan gelmesi oldu. Aşkı da ölümü de korkmadan karşılıyor; çünkü onun için ikisi de aynı masanın misafiri. Trajediler yaşanıyor, evet—yer yer boğaz düğümleniyor—ama Kazancakis acıyı bile yaşama sevincine çevirmenin yolunu gösteriyor. Kısacası, Zorba bana şunu fısıldadı: Hayatı anlamaya çalışmayı bırak, yaşa. Bazen aklı kapat, ayağa kalk ve müzik varsa dans et. Yoksa da, uydur bir tane....
ZorbaNikos Kazancakis · Can Yayınları · 202420,5bin okunma