Açıkçası bu kitabı sayfalarının kalitesi, kitabın kapağı ve Nobel Ödülü için almaya karar vermiştim. Her zaman dış görünüş tözden daha değerli gelmedi mi bizler için? :)
Yabancı yazarlara dair edebiyat öğretmenim "çeviri kitaplar asla ana dilinde yazılanın yerini tutamaz" dediğinden beri içimde hep bir olumsuzluk oldu ama inatla çeviri okumaya devam ettim, onlar işin apayrı boyutları tabii ki. Ancak bu kitapta bir nebze de olsa bunu aştım, gerçekten çok güzel bir anlatımı var. Akıp gidiyor sayfalar, tasvirler, özünde sayfalar dolusu tasvirler...
Gerçekten çabalayan bir genç adam gördüm. Aslında biraz da her insan gibi memnuniyetsiz geldi bana. Her şeyi görmek, tatmak, yaşamak istiyor. Kalıplara sığmamak, "ben" olgusundan sıyrılmak istiyor. Her zaman arayışta, bedeni bir ırmağın yatağı gibi sabit kalsa da benliği sürekli şekil değiştirdi tıpkı o ırmağın suyu gibi kabuğunun içinde. Asla öğretmenler ve öğretiler onu tatmin etmedi. Acıyı çeken anlar deriz ya, herkesin aydınlanması da kendindeydi ona göre ve çevrenizdekilere bu aydınlanmayı anlatarak aydınlanmalarını bekleyemezdiniz. Özetle eğitimin amacı ne de o eğitimi verenler değildi aslında bizi olgunlaştıran, o eğitim için yürüdüğümüz yoldu her zaman. Ve o yol biricik sevgili okur. :))