İstisnasız her geçen yıl kayıp verir olduk. O kadar bencilce ki giden her insandan, bize ait parçanın yasıyla bahseder olduk. Hiç susmadan, durmadan konuşan onca ses arasından, bir teşekkürü, bir merhabayı yoksayan anlamsız, doyumsuz hurafelerce hırpalandık. Geçmişi anarken yönümüzü toprağa değil, göğe diker olduk, oysa gökyüzü geçmiş değil, gelecekti, son kalan umuttu ve o sıradanlaştıkça biz de aşina birer portre olup çıktık...