Trafikte kırmızı ışık yanarken bir anda kör olan adamla başlıyor hikaye we daha sonradan bu körlük bir salgına dönüşüyor. "Beyaz felaket" diye adlandırılan bu körlük, hiçbir doku bozukluğu olmamasına rağmen kişinin her tarafı bembeyaz görmesine neden oluyor. We sonunda şehrin hepsi bu salgına yakalanıyor ama görme yetisini kaybetmeyen tek kişi doktorun karısı oluyor. Körlükle beraber insanların tüm ahlaki ilkelerini yitirdiğine de yine bu kadın şahit oluyor. Baya sürükleyici, nefes kesen bir kitap. Yalnız kitabı okuduğum süre boyunca görmek nimetinin ne büyük bir nimet olduğunu we bu nimete ne kadar az şükrettiğimizi, bu nimetin değerini kawramayıp çokça nankör olduğumuzu fark ettim. Oysa bu nimetin farkına warmamız için illa da kör olmamız gerekmiyor. Tabi bizlerin gören körler olduğunu da unutmamak lazım.
Ya Rabbi werdiğin bu göz nimeti için sana binlerce kez şükürler olsun. Wallahi biz bu iki gözün bile hakkını ödeyemeyiz..
Okuyacaklara keyifli okumalar dilerim..