Ali

Ali
@Blueavian
instagram.com/ali._ozbk?igsh=... Thetahealing seans/bilgi dm
D: Öyleyse tüm binaları, özel kuyuları bile, taştan mı yapılmıştı? B: Taştan, kilden ya da ahşap gibi şeylerden. Evlerindeki bazı mobilyalar taştan oyulmuştu. “Oyulmuş” sözcüğünü kullandım çünkü dildeki sözcük bu ama aslında işlemi tarif etmek için pek de doğru bir sözcük sayılmaz. Taşı Dünya’dan çıkardıkları zaman geçici bir süre için enerji alanlarını değiştirerek onu kil gibi esneyebilir bir hale getiriyorlardı. Ve bunun sonucunda onu, sizin kili şekillendirdiğiniz gibi, istedikleri şeye dönüştürüyorlardı. Ve sonra enerji alanının normal haline dönmesine izin veriyorlardı ve o da tekrar taş gibi katı hale geliyordu. Medeni bir topluluktan bekleyeceğiniz tüm sıradan konforlara sahiplerdi.
Sayfa 163·Kitabı okudu
1K
Ters Köşe Final Sevenler Buraya!
Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯 Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
D: Atlantislilerin metal kullanmadığını söylemiştiniz, değil mi? B: Çok az metal kullanıyorlardı çünkü bir şey ne kadar işlenir ve orijinal halinden uzaklaştırılarak değiştirilirse, evrenle uyumunu ve titreşimini o kadar kaybettiğini öğrenmişlerdi. Ve eğer Dünya’dan aldığınız bir şeyi moleküler yapısını çok değiştirmeden kullanırsanız, o şey enerji düzeyleriyle uyumunu kaybetmez ve bu amaçla kullanılabilir. O yüzden yapılarında taşları bolca kullandılarçünkü bunlar metallere yaptığınız gibi eritme gibi işlemlere tabi tutulmadan sadece bir yerden alınıp başka bir yere taşınan, Dünya’dan kesilmiş katı parçalardı.
Sayfa 162·Kitabı okudu
1K
D: Bununla gökyüzünde ve Dünya’da gerçekleşen değişimleri mi kastediyorsunuz? B: Evet ve o yüzden şu an hizalanma biraz kaymış durumda. Ama güneşle güçlü bir hizalanmaya sahip olan diğerleri hâlâ işlev görür haldedir. Örneğin Atlantis yok olduğu için ana odak merkezi artık Mısır’daki piramitler oldu. Ve onlar hâlâ inşa edildikleri zamanki mükemmel hizalanmalarını korudukları için güçlerinden bir şey kaybetmediler. O yüzden piramitlerin iç kısımlarındaki belirli yerlerde uzun zaman geçiren insanlar halüsinasyonlar deneyimledi. Çünkü oralar enerjinin odaklandığı yerlerdi. Ve bu enerji yayılımını hissetmemeniz için hem sağır hem aptal hem kör hem de geri zekâlı olmanız gerekir. Atlantis’te de benzer anıtsal yapılar vardı. Eğer bir gün arkeologlarınız bir şey bulacak olursa bu, bu anıtsal yapılar olacaktır ama onlar artık doğru şekilde hizalanmış durumda değiller. Atlantis yok olduğunda onlar da çok kötü zarar gördü ve doğal olarak hizalanmaları bozuldu. Arkeologlarınız onların bir zamanlar Güneş ile hizalanmış olduğunu zarar görmemiş olan diğer anıtsal yapılara bakarak anlayacaktır. Bunlar Dünya’nın ve onu çevreleyen uzayın doğal enerji akışını kullanan devasa taş bilgisayarlar gibiydiler. Ve evrenin farklı enerji düzeylerini kullanabilmek için onları belirli şekillerde odaklıyorlardı.
Sayfa 162·Kitabı okudu
1K
D: Yani herkesin konsantre olması ya da enerji göndermesi gerekmiyor muydu? B: Hayır. Ama genel olarak onay vermeleri gerekiyordu ki aynı görüşte olmadıkları için enerjiyi bloke etmesinler. Bu sizin olumlu düşünce kavramınıza benziyor. Olumlu düşünce için aşırı konsantre olmanız gerekmiyor. Bu sadece elde etmeye çalıştığınız genel bir bakış açısı. Bu enerjilerle ve onları manipüle etmeyle ilgili daha çok şey öğrendikçe psişik kabiliyetlerini de geliştirdiler. Bizim uygarlığımızın bel bağladığı pek çok şeye onların uygarlığında ihtiyaç yoktu. Telefonlar, bürokratik formaliteler gibi şeylere... Yönetimsel süreçler çok daha doğrudandı çünkü insanlar telepatik olarak iletişim kurabiliyordu. Ve ne zaman bir şeyin yapılması ve herkesin onayının alınması gerekse telepatik olarak insanlara soruyorlardı ve onlar da onay veriyordu. Bu neredeyse anında gerçekleşiyordu ve şu anda da böyle bir şey olsa, modern dünyada var olan birçok sorunu ortadan kaldırırdı.
Sayfa 159·Kitabı okudu
1K
B: Onların kültürleri sizinki gibi zihne dayalı değildi. Onlar materyalleri orijinal haline olabildiğince yakın şekilde kullanmaya inanırlardı. O yüzden de binalarında bolca taş ve kil kullandılar. Ve bilimleri de doğrudan enerjinin manipülasyonuna doğru gelişti. O yüzden her tür enerjiyi manipüle edebiliyorlardı; yerçekimi dahil. Dolayısıyla size kendi uygarlığınızın prensipleri ve düşünce yapısıyla baktığınızda imkânsız gibi görünse de, devasa taş bloklarından yapılar inşa edebiliyorlardı. D: O halde makineler ya da ona benzer ekipman kullanmıyorlardı, öyle mi? B: Doğru. Çünkü buna gerek yoktu. Böyle şeyleri yapmanın imkânsız gibi göründüğü basit aletleri kullanarak bu enerjileri nasıl manipüle edeceklerini biliyorlardı. Ama farklı enerji akışı türlerine bağlanmayı ve onları bir şeylerin istedikleri şekilde gerçekleşmesi için birbirleriyle temasa geçirmeyi biliyorlardı.
Sayfa 158·Kitabı okudu
1K