Tek başına kahvesini yudumlarken, hayatının en hafif sabahını yaşıyordu. Kırdığı zincirlerin sesini içindeki sessizlikte müzik gibi duyuyordu. Geriye bakmadı; çünkü artık yürüdüğü yön, kendisine doğruydu.
Odanın köşesinde biriken anılar, artık onu çekip durdurmuyordu. Bu sabah, nefes almak bu kadar kolay gelmişti. Fincanı masaya bıraktığında elleri titremiyordu. Gülümsedi; kimseye sormadan, kimseye açıklamadan, yalnızca kendisi için.