Şu kadınlar ne garip mahluklar. Duygusal durumları ne kadar çabuk değişebiliyor. Küçücük şeylerden nasıl da hemen etkileniveriyorlar. Bir anda dünyanın en mutsuz, en kederli, en suçlu insanı iken, nasıl da kolayca nasıl da kolayca gökyüzünün en üst katına çıkabiliyorlar. Sevgileri, tutkuları uğruna neleri göze alabiliyorlar. Onlar için yaşamın temel şartı sevilmek. Aşk'la Tutku'yla sonsuza kadar Sevilmek ve asla Vazgeçilmemek. Her şeyi affedebilirler ama Sevilmemeyi asla.
Bir kere daha dünyaya gelsem, öyle sıcacık bir evim olsa, ben de öteki çocuklar gibi gülsem, oynasam, annem beni kucağına alsa, babam akşamları çikolata getirse, bana oyuncak alsa, sonra da ölsem. Benim ardımdan gözyaşı dökseler, ağıtlar yaksalar...