Evim benim mezarlığımdı, kendimi her akşam çelik kapının kilidini üç kere çevirerek yalnızlığa gömüyordum. Bakanlık, bütün 657'lilerin kabristanıydı zaten, çoğumuz devletin sigortalı ölüleriydik.
''Nen var Zeze?”
”Hiç. Şarkı söylüyordum.”
”Şarkı mı söylüyordun?”
”Evet.”
”Öyleyse ben sağır olmalıyım.”
İnsanın içinden de şarkı söyleyebildiğini bilmiyor muydu yoksa? Bir şey demedim. Bilmiyorsa bunu ona öğretmeyecektim.
Sanırım kendi ideolojik düşüncem ile uyuşmadığını düşünüp devam etmedim, edemedim.. Lakin farklılıklara açıksanız ideal - okunabilir bir kitap diyebilirim.