Betül

Betül
@Bonabet
Zira... artık kendimi daha uzun süre kandırmayacağım; o adam bana o zaman sarılsa, beni o zaman istese, onunla dünyanın öbür ucuna giderdim, hem kendi adımı... hem çocuklarımınkini lekelerdim... insanların dedikodularına aldırmaz, mantığımın sesini dinlemez, Madam Henriette'in daha bir gün öncesinde tanımadığı Fransız genciyle yaptığı gibi, onunla kaçardım... nereye, ne zamana kadar diye sormaz, önceki yaşamıma bir an bile dönüp bakmazdım... paramı, adımı, mal varlığımı, onurumu onun uğruna feda ederdim... dilenirdim, bu dünyada onun beni sürükleyebileceği her tür aşağılanmaya razı olurdum belki de.
Sayfa 56·Kitabı okudu
Ters Köşe Final Sevenler Buraya!
Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯 Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
Hep korkmuş olmama, ilk andan itibaren kazanç ve kayba dair daha yüce bir şeyin burada söz konusu olduğunu gizemli bir şekilde hissetmiş olmama rağmen, şimdi yaşamın onun gözlerinden süratle nasıl kaçtığını ve ölümün henüz hayattaki bu yüzün betini benzini nasıl soldurduğunu görünce, kötü şeyler olacağı içime doğdu.
Sayfa 27·Kitabı okudu
"İnsanların çoğu sınırlı bir hayal gücüne sahiptir"
Sayfa 1·Kitabı okudu
Puan vermedi·504 syf.··
2025 6. kitabı
·
65 günde okudu
·
Okunma: 29 Kasım 2025 14:19
Odysseia’yı okurken metnin sadece bir destan değil, aynı zamanda Tunç Çağı sonrası Ege dünyasının kültürel belleğini taşıyan bir kaynak olduğunu düşündüm. Homeros’un anlattığı saray düzeni, armağan ekonomisi ve misafirlik geleneği gibi unsurlar, Miken ve erken Demir Çağı toplumlarının iç içe geçmiş yapısını oldukça net yansıtıyor. Bu yüzden metni okurken sanki katmanlı bir kültürel stratigrafiyi çözümlüyormuş gibi hissettim. Fantastik görünen birçok bölümün de aslında belirli kültürel temellere dayandığını fark ettim. Örneğin Polyphemos hikâyesi, yerleşik düzen dışında kalan toplulukların “öteki” olarak kurgulanmasını çağrıştırıyor. Kirke ve Kalypso’nun yaşadığı adalar ise bana Akdeniz kültüründe sık karşılaşılan “eşik alanları” hatırlattı; yani kahramanın toplum düzeninin dışına çıkıp dönüşüm yaşadığı, geçiş niteliği taşıyan mekânlar. Metindeki en güçlü maddi kültür imgelerinden biri bence Penelope’nin dokuma sahneleri. Dokuma, erken Ege toplumlarında hem kadın emeğinin hem de evin sürekliliğinin temel parçası olduğu için Penelope’nin gündüz dokuyup gece söktüğü kefen, zamanın akışını ve hanenin düzenini adeta elinde tuttuğu maddi bir sembole dönüşüyor. Bu açıdan Penelope, sessiz ama kültürel olarak en belirleyici karakter gibi duruyor. Odysseus’un eve dönüşü ise yalnızca bir kavuşma sahnesi olmaktan çıkıp Miken dünyasında sık rastlanan “sarayın yeniden ele geçirilmesi” temasını yansıtıyor. Bu final, hem bireysel hem toplumsal bir düzenin yeniden kurulması anlamına geliyor. Sonuç olarak Odysseia, benim için hem edebi hem arkeolojik açıdan çok katmanlı bir metin oldu. Hem antik dünyanın zihinsel arkeolojisini gösteriyor hem de maddi kültür izlerini edebiyat aracılığıyla takip etmemize izin veriyor.
OdysseiaHomeros · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 20187,3bin okunma

Betül

, bir kitabı yarım bıraktı