Yaşamda yeni hiçbir şey yoktur. Başınıza bir şey gelir ve daha önce böyle bir şey yaşamadığınızı düşü-nürünüz, bunu yepyeni bir şey zannedersiniz, ama yanılırsınız.
Bir şey görürsünüz, bir koku alır burnunuz, kulağınıza bir ses çalınır ya da bir şeyler hissedersiniz ve ilk kez yaşadığınızı zannettiğiniz bu şeyin daha önce de yaşandığını anlarsınız.
Yolumuzu, biz mi tayin ederiz? Yoksa birtakım eller, çıktığımız yolculukta bizi, kendi şartlarına ve kanunlarına göre, bu şartların çizdiği istikametlere doğru mu iterler?
Bu, bütün çağlar boyunca, insanoğlunun serüveninde bir problemdir ki, bu problemi, ne bizden öncekiler çözebilmişlerdir. Ne de bizden sonrakiler çözebilecekler...
O zaman, bu yollar bana gittikçe çetinleşiyor gibi gelirdi. Sar-sılırdım. Yorulurdum. Her adımda çökmek, toprağa uzanmak isterdim. Kendimden geçmek, hiçbir şey düşünmemek isterdim.