Insan önemli soruları sonunda daima bütün hayatıyla cevaplar. O esnada ne söylediğinin, hangi sözler ve prensiplerle kendini savunduğunun bir önemi var mı? Sonunda, en sonunda insan dünyanın ona öylesine inatla sorduğu soruları hayatının gerçekleriyle cevaplar.
Sorular şöyledir: Sen kimsin? Gerçekten ne istiyordun? Gerçekten ne yapabiliyordun? Nerede sadıktın, nerede sadakatsiz? Nerede cesurdun, nerede korkak? Sorular bu şekildedir. Ve insan elinden geldiğince cevaplar, doğru ya da yalan söyleyerek ama bu o kadar önemli değil. Önemli olan, sonunda bütün hayatıyla cevap vermesidir.
Bir dost, doğru dürüst bir dost olmadığı için hata yaptığında, onun karakterinden, zayıf yanlarından şikâyet etmeye hakkımız var mı? İnsanın karşısındakini erdemleri, sadakati, istikrarı için sevdiği bir dostluğun ne değeri var? Sadakati hesaba katan sevgi türlerinin ne değeri var? Tıpkı kendini feda eden sadık dost gibi sadakatsiz dostu da kabul etmek vazifemiz sayılmaz mı? Her insan ilişkisinin gerçek özü ötekinden hiçbir şey, hiç ama hiçbir şey talep etmeyen ve beklemeyen bu özveri değil mi? Ve kendisi daha fazla verdikçe daha da az bekleyen? Peki ya ötekine gençlik yıllarının güvenini, ardından bütün bir yetişkinlik döneminin fedakârlığını ve en sonunda bir insanın diğerine verebileceği en yüksek şeyi, kayıtsız şartsız, tutkulu, kör bir güveni gösterip sonra da ötekinin sadakatsiz ve alçak olduğunu görürse, isyan edip intikam isteyebilir mi? Ve isyan edip intikam çığlıkları atarsa bu aldatılmış, terk edilmiş kişi gerçek bir dost sayılır mı?
Her sevgide, her insan ilişkisinde Eros yaşar. Biliyor musun, çok okuma yaptım" diyor özür dilercesine. "Günümüzde bu konuda çok daha özgürce yazılıyor. Fakat Platon'u da tekrar tekrar okudum, çünkü okulda onu anlamamıştım. Dostluk bana göre
ki dünyayı dolaşan sen bu konuda kuşkusuz bir köy yalnızlığı
içinde yaşayan benden çok daha iyi ve kapsamlı bilgi sahibisindir bir anne tarafından doğurulmuş canlılar arasında olabilecek en asil ilişki. İşin ilginç yanı, hayvanlar da bu ilişkiyi biliyor. Dostluk, özveri, yardımseverlik hayvanlar arasında da var.
Genel olarak dostluk diye bir şey var mı bilsek iyi olurdu. Hayatlarının bir döneminde belli konularda aynı şeyleri düşünen, benzer zevkleri, benzer ihtiyaçları olan iki insanın karşılaştıklarında yaşadıkları tesadüf sevincini kastetmiyorum. Bunların hiçbiri dostluk değil. Bazen bunun hayattaki en güçlü bağ ve o nedenle bu kadar nadir olduğunu bile düşünüyorum. Peki temelinde ne var? Duygudaşlık mı? Kof, bayat bir kelime bu; iki insanın hayatın zor anlarında birbirlerine destek olmalarını ifade edemeyecek kadar zayıf. Duygudaşlık? Ya da belki başka bir şey... Belki de insanlar arasındaki her ilişkinin derinlerinde küçük bir Eros kıvılcımı var. Burada ormanda, yalnızlığımın içinde, hayatın getirdiği şeyleri anlamaya çalışırken zaman zaman bunu düşündüm. Dostluk elbette hemcinslerinde bir çeşit tatmin arayan, hasta tabiatlı insanların gönül ilişkilerinden farklı bir şeydir.