Kübra Nur Koç

Kübra Nur Koç
@Bookbird
Fizyoterapist
Lisans
328 okur puanı
Nisan 2020 tarihinde katıldı
İnsan’ın, yaradılış süreci sona ermiş bir varlık değil, usun bir dayatması olduğunu, söz konusu süreci geride bırakmış insanın korkulduğu kadar özlenen, uzak bir olasılık niteliği taşıdığını ve oraya götürecek yolun her zaman ancak bir bölümünün, kendilerini bugün giyotinin, yarın bir şeref anıtının beklediği eşine az rastlanır bireyler tarafından müthiş acı ve cezbelerle geride bırakılabileceğini Bozkır­kurdu da sezer.
Sayfa 58
İnsan nihayet süreklilik taşıyan, yerinden oynatılamaz bir yapı değildir (böyle bir şey, bilge kişilerinin aykırı yöndeki sezinlemelerine karşın, Antik dünyanın idealiydi), daha çok bir deneme, bir geçittir, doğayla us ara­sındaki dar ve tehlikeli köprüdür sadece. Ruhunun derinliklerinde ya­tan misyon insanı usa, Tanrıya doğru iter, ruhunun derinliklerindeki özlem ise onu geriye doğru çeker, doğadan, ana'dan yana yöneltir; böylece insanın yaşamı her iki güç arasında salınıp durur.
Sayfa 57
Beden olarak her in­san tektir, ruh olarak asla.
Sayfa 55
Sanki yaşanılan yer dünya değilmiş gi­bi dünyada yaşamak, yasalara saygı beslemek, ama yine de onların üzerinde bulunmak, "sanki sahip olunmuyormuş gibi" bir şeye sahip olmak, sanki yapılan şey bir vazgeçiş değilmiş gibi bir şeyden vazgeçmek - yüce bir yaşam bilgeliğinin bütün bu el üstünde tutulup sık sık dile getirilen isteklerini yerine getirecek bir şey varsa, o da mizahtır.
Sayfa 52
..yaradılış bakı­mından orta sınıfa mensup biri güçsüz bir yaşam dürtüsüyle donatıl­mıştır, korkaktır, kendisini elden çıkarmaktan çekinir, kolay yönetile­cek biridir. Dolayısıyla, gücün yerine çoğunluğu, şiddetin yerine ya­sayı, sorumluluğun yerine oylamayı geçirmiştir.
Sayfa 50