Doğada her zaman olduğu gibi, zayıflamış unsurların üzerine saldırılır; kanları emilir, öldürülür ve yok edilirler. İnsan toplumu da bu açıdan en alçak, zira en sinsi olanıdır. Yüzyıllar bunu hiç değiştirmemiştir, tersine, yöntemler daha da inceltilmiş ve dolayısıyla daha da korkunçlaşmış, daha da alçaklaşmıştır, ahlak bir yalandır. Sözde sağlıklı kişi daima içten içe hasta ya da kötürümün varlığından haz duyar ve topluluk ve toplumlarda tüm sözde sağlıklılar sözde hastalar ile sakatların varlığından haz alırlar.
Bir insandaki zihinsel ya da bedensel kusuru saptamak da, o insanı sözde zihinsel ya da bedensel kusuru yüzünden toplumun eğlencesinin merkezine oturtmak da güç değildir. İnsanların olduğu yerde her zaman biri hemen dalga konusu olur ve ister yüksek ya da alçak sesli olsun ister en sinsicesi, yani en sessizi olsun alaylı kahkahalara tükenmek bilmez bir kaynak sunar.
Montaigne'in dediği gibi, kendimi diğer her şeyden daha fazla irdeliyorum, benim metafiziğim bu, benim fiziğim bu, kendi işlediğim konunun hükümdarıyım ve kimseye hesap borcum yok.
Toplum, kendisini değiştirmek istiyorsa, eğitim sistemini değiştirmek zorunda, onu değiştirmediği, sınırlandırmadığı ve büyük ölçüde ortadan kaldırmadığı takdir de kesin sonu gelecek. Ama eğitim sistemi temelinden değiştirilmek zorunda, sürekli şurasında burasında birkaç değişiklik yapmak yeterli değil.
Ve dahası: İnsanın kendi kendini betimlemesinden daha güç ama aynı zamanda daha faydalı bir şey yoktur. İnsan kendini denemeli, kendi kendine emirler vermeli ve kendini doğru yere koymalıdır.