Hiçbir zaman herhangi bir sporu yapmaya ilgi duymamış, hatta daima spordan nefret etmiştim ve bugün de spordan nefret ederim. Spora her çağda ve özellikle de tüm hükümetler tarafından son derece büyük bir önem verilmiştir, kitleleri eğlendirir, sersemleştirir, aptallaştırır ve herkesten çok da diktatörler neden her zaman ve her durum da spordan yana olduklarını bilirler. Spordan yana olan, kitleleri yanına alır, kültürden yana olansa karşısına derdi büyükbabam, bu yüzden tüm hükümetler daima spordan yana ve kültüre karşıdır. Her diktatörlük gibi Nasyonal Sosyalist olanı da kitlesel spor üzerinden güçlenerek neredeyse dünyaya hükmeder olmuştu. Tüm devletlerde kitleler daima sporla güdülmüştür, hiçbir devlet spora feda etmeyecek kadar küçük ve her şeyi önemsiz olamaz. Oysa çoğu tamamen sakatlanmış yüzlerce ağır savaş yaralısının, tam anlamıyla can sıkıcı, baştan savma paketlenmiş birer mal gibi aktarma yapıldıkları garın önünden geçerek Gnigler Spor Sahası'na gidip başarı nişanı kazanmak için koşmak kim bilir ne kadar da gülünçtü. İnsanlarla ilişkili her şey hep gülünçtür, savaş ve onun koşulları ile halleri ise en gülünç olanlardır.
Söylendiğine göre altlarında muhtemelen çoktan ölmüş bir çok kişinin gömülü olduğu, dumanı tutan devasa yıkıntıların karşısında uzun süre olduğumuz yere mıhlanmış gibi durduk. Yıkıntılara ve bu yıkıntıların üzerinde çaresizce insan arayanlara baktık; aniden savaşın içine çekilen, tamamen savunmasız ve küçük düşürülmüş, üstelik çaresizliğin ve beyhudeliğin birden bire farkına varmış insanların korkunç umutsuzluğuna tanık oluyordum o anda.
Gerçekler her zaman dehşet vericidir ve gerçeklerden duyulan korku hepimizin içine işler durur, ateşi sürekli beslenir; ama bu korku yüzünden gerçeklerin üzerine örtmemeli, haliyle doğa tarihinin bir parçası olan bütün insan tarihini çarpıtmamalı, sırf adettendir diye çarpıtılmış haliyle geleceğe aktarmamalıyız, çünkü tüm tarihin çarpıtıldığını ve yalnızca çarpıtılmış tarih olarak geleceğe aktarıldığını biliyoruz.
Geceler kesintisiz endişe ve çaresizlik nöbetleridir; gördüğü ve duyduğu her şey, daimi dehşeti içinde farkına vardığı her şey yeni bir çaresizliğin besin kaynağıdır. Yeni gelen çocuğun gözünde yurt bir hapishanedir, benliğine ve tüm varlığına acı çektirmek için dahice tasarlanmış, ruhunu ezmek gibi çirkin bir amaçla inşa edilmiştir. bu hapishanede herkesin ve her şeyin kontrolü müdür ve yardımcılarındadır (onların da gardiyanlardan farkı yoktur). Öğrencilerden mutlak itaat ve boyun eğme beklenir; zayıflar güçlüler karşısında diz çökmelidir ve karşılık verenlere asla müsamaha gösterilmez.