Manuela'nın, yaldızlı kâğıtlarla kaplı tuvaletleri kulak temizleyicisiyle özenle temizleyip süslemiş olduğunu, ama buna rağmen bu tuvaletlerin de dünyanın bütün yüznumaraları kadar pis ve kötü kokulu olduğunu, çünkü zenginlerin istemeden de olsa yoksullarla paylaştıkları bir şey varsa bunun, mide bulandırıcı bağırsakları olduğunu ve bağırsaklarını pis pis kokutan şeyin bir kısmından onların da daima kurtulduklarını gözünüzün önünde canlandırmanız gerekir.
Dört kişi dört yüz metrekarede yaşarken, yığınla insanın, hatta belki de aralarında lanetli şairlerin de bulunduğu insanların doğru dürüst bir konutlarının bile olmamasını ve on beşinin birden yirmi metrekareye sıkışmasını normal buluyor musunuz?
..insan ölmeyi tasarladı diye, çürümüş bir sebze gibi sürünerek yaşamak zorunda değildir. Hatta tam tersine. Önemli olan ölmek değil, kaç yaşında öldüğü hiç değil, ölürken ne yapmakta olduğudur.
İnsan ölme kararı aldığında, ölümü doğal gördüğünden bunu yapar, dolayısıyla sakin olmalıdır ölüm. Ölmek, nazikçe bir geçiş olmalı, dinginliğe doğru pamuklar üzerinde bir kayış.
Aslında bizler varolmayana inanmak üzere programlanmışız, çünkü bizler acı çekmek istemeyen canlılarız. Bu nedenle, tüm gücümüzü, bu çabaya değen şeyler olduğuna ve bu nedenle yaşamın bir anlam taşıdığına ikna olmak için harcıyoruz.