Ve bu uzun ve ıstıraplı bir süreç olsa da onsuz kim olduğumu artık biliyordum. Ben Blunder'ın karanlık ve çarpık hikâyesindeki kızdan, Kral’dan ve canavardan daha fazlasıydım.
Ben onun yazarıydım.
Düz çizgiler halinde ve ayrı ayrı ilerleyen
hayatlarımız birlikte kavislenmeye başlamıştı. Öyle kavislenmişlerdi ki sonunda hepimiz iç içe geçmiş halkalar gibi olmuştuk. Yazgımız bitmiş gibi. Biri bize yol göstermiş, çobanlık etmiş gibi.
Bir zamanlar ormanın derinliklerinde gölgede kalmış, zeki ve iyi bir kız yaşardı. Bir de Kral vardı. Sihre hükmeden ve kadim kitabı yazan, değnekli bir çobandı bu Kral. İkisi birlikteydi, bu yüzden ikisi de...
Devam edemedim.
Elspeth.
Hayır. Buna hazır değilim. Daha değil.
Masalı bitir, canım kızım.
Sesim titremeye başladı. İkisi birlikteydi.
Birlikteydi.
Bu yüzden ikisi de aynıydı.
Kız, diye fısıldadı. Sesi bal, yağ ve ipektendi sanki.
Kral...
Son kelimeleri birlikte söyledik ve seslerimiz karanlıkta neşesizce yankılandı. Son bir nota, ebedi bir veda gibi. Ve dönüştükleri canavar.