"Sıra sıra kelebekler arasındaki bir örnekten başka birşey değilim. hizayı bozduğum zaman bana karşı kin besliyor. ölü olmam gerekiyor; iğnelenmiş, hiç değişmeyen, sürekli güzel. güzelliğimin kısmen canlı olmamdan kaynaklandığını biliyor, ama ölü beni istiyor. beni canlı ama ölü arzuluyor. bunu fena halde hissediyorum bugün. Canlı ve değişken olmam, farklı bir şekilde düşünmem, ne yapacağımın belli olmaması ve geri kalan her şey canını sıkmaya başladı."
Bir insan, başka birinin en karanlık sırlarını dinlemeye başladığında, o sırlar artık dinleyene mi aittir?
Herkese selam! Bir süre önce okuduğum bu kitabın yorumunu paylaşmayı atlamışım. Eğer bu kitapla ilgili düşüncelerimi merak ediyorsanız okumaya devam edebilirsiniz.
Freida McFadden, “ters köşe kraliçesi” olarak bilinir ancak bu kitapta bizi resmen bir labirente sokup ışıkları kapatıyor. Hikaye, bir evlilikte “güven” kavramının ne kadar esnek olabileceğini ustalıkla gözler önüne seriyor. Genelde gerilim romanlarında tek bir kurban ve fail olur; fakat burada Adrienne Hale’in kayboluşu etrafında dönen sırlar, karakterlerin hiçbirinin göründüğü kadar masum olmadığını kanıtlıyor.
Peki, ben bu kitabı sevdim mi?
Hem de nasıl! Okurken sürekli teoriler ürettim ama hiçbirinde doğru yolu bulamadım; tahminlerimin hepsi boşa çıktı. Yine de benim için su gibi akan, çok keyifli bir okuma oldu. Yazar; karda mahsur kalma ve izole edilmiş ev temasını klasik ama çok etkili bir şekilde kullanmış. Evin geçmişini ve o geçmişin seslerini bugüne öyle güzel bağlamış ki, okurken zaman kavramı resmen bulanıklaşıyor.
Karakterlere gelecek olursak; Tricia karakteriyle yapılan naif başlangıç, aslında manipülasyonun tam kalbine giden bir yolmuş. McFadden, empati duyduğumuz karakterleri birer şüpheliye dönüştürme konusunda gerçekten acımasız. Ethan karakteri ise okurken bana rahatsız edici derecede umursamaz geldi, onu bir türlü sevemedim.
Sonuç olarak;
Bu kitap, psikolojik gerilim seven herkesi etkisinde bırakacaktır. Bence eserin en çarpıcı yanı; yalanın sadece söylenerek değil, gerçeğin bir kısmını saklayarak da inşa edilebileceğini göstermesi. Çoğu yazar büyük yalanlara odaklanırken, McFadden küçük ihmalleri devasa trajedilere dönüştürüyor. Finaldeki o büyük ters köşe geldiğinde, aslında tüm