Fcciingfg

Fcciingfg
@Booklover12
Türkiye'de kızlar, bir günlüğüne kraliçe olacakları bir töreni idealize ederek, onlara söylendiği gibi o günün “ömürlerinin en mutlu günü" olacağına gerçekten inanarak yetiştiriliyorlar. Halbuki kendilerinin de başkalarının da o törenden sonra onlar için öngördüğü hayat, kraliçenin hizmetçisinin hayatı. Sarayın büyük, eşyaların güzel olması, bu gerçeği değiştirmiyor. Bizde Külkedisi masalı tam tersinden yaşanıyor.
Sayfa 102
Ters Köşe Final Sevenler Buraya!
Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯 Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
Kız çocuğuna çok daha şiddetli baskı uygulamamızdan daha kötüsü, kız çocuğunu, biz yahut bir başkası ona kötü davrandığında kendisini hiç koruyamayacağı şekilde eğitmemizdir. Kızlar, sessiz, uysal, uyumlu, her şart altında nazik olmak üzere eğitilir ve böyle oldukları sürece, böyle oldukları için ödüllendirilirler. Halbuki, “Baskıcı şartlar altında sadece nazik olmanın ödülü, çok daha fazla kötü muameleye maruz kalmaktan başka bir şey değildir." “Bir kadın ta bağırsaklarından bilir ki, çok uzun süre fazla şirin olmanın, öldürücü bir yanı vardır." "Nazik olma'ya dönük bu ilk eğitim, kadınların sezgilerini umursamamalarına neden olur. Bu anlamda onlara bilerek yok ediciye boyun eğmeleri öğretilmiştir. Bir anne kurdun, yavrusuna öfkeli bir gelincik ya da sinsi bir çıngıraklı yılan karşısında nazik olma'yı öğrettiğini düşünün."
Sayfa 66
Her insanın içinde bir elit vardır ve insan içindeki elite seslenen şeylerle birlikte ve elit tarafıyla gelişir. "Başkaları" diye bir endişeniz olduğu zaman, o "başkası’nın ya da genel olarak "başkaları’nın seviyesinin, bütün gün dükkanının önündeki bir iskemlede oturup gelip geçeni seyreden bakkal Hasan Efendi ya da dedikodudan başka pek bir işi olmayan Ayşe Teyze olduğunu hatırlayın. Zira, kim ne derse desin, bu insanların öyle bilge bir tarafları falan yoktur; eğer olsaydı, zaten "Başkaları ne der?" diye sorarken kendisinden endişe ettiğimiz "başkası" olmazlardı. Onlardan bir şey öğrenebileceğiniz türde insanlar, “Başkaları ne der?"deki “başkaları’na dahil olmazlar."Başkaları ne der?"e göre iş yaptığınız zaman, bakkal Hasan Efendi ve Ayşe Teyze'ye göre iş yapmış, hayatınızı onlara göre düzenlemiş olursunuz.
Damızlık Kızın Öyküsü'nde, damızlık kızlara artık eski isimleriyle seslenilmez. Hepsi, efendilerinin ismini alırlar. Kahraman "Offred", "Of Fred", yani "Fred'inki'dir. Yeni bir efendiye teslim edildiğinde onun ismini alacaktır. Damızlık kızların, orijinal isimlerini ve kimliklerini ise unutmaları gerekmektedir. Sanki, daha önce hiç var olmamışlardır. Bir kadının evlendiğinde, kendine ait bir ismi, kimliği yokmuş, hiç olmamış gibi, ismi o kadının kimliğinin önemli bir parçası değilmiş, kadın daha önce hiç kimseymiş gibi kocasının soyadını alması, bundan daha mı az korkunç?
Sayfa 50
Bir kadının bir erkekle cinsel anlamda beraber olmasını, kadının ailesinin kabul etmeye mecbur kaldığı, ama kadının ailesi açısından cok gurur kırıcı bir olay olarak görüyordu. Ulkemizde çok yaygın olan bu bakış, tabii ki, aslında kadını cinselliğin nesnesi olarak görmekten, cinselliğin kadın için aşağılayıcı, onur kırıcı olduğunu düşünmekten kaynaklanıyor. Zaten kadını cinselliğin nesnesi olarak görmeseydik, "kız isteme", "gelin alma" gibi adetlerimiz olmaz, evlilik törenleri de bu şekilde düzenlenmezdi. Nikahlı veya nikahsız olarak gerçekleşen cinsel eylemde aslında vuku bulan şey aynı olmasına rağmen, nikahın, düğünün, bu ailelerin içini rahatlatması, çok incinen gururlarının bu şekilde nispeten teselli edilmesine dayanıyor. Çünkü toplum, ailelere, kızlarının bedenini bir erkeğe teslim etmeye razı gelmenin tesellisinin bu olduğunu söylüyor. Takılan altınlar, insanlar tarafından icat edilmiş düzinelerce saçma adet, hep bu teselli ile alakalı.