Fcciingfg

Fcciingfg
@Booklover12
Evlilik töreninin kadın etrafında oluşturulması, bu işlerin en başından itibaren kadının özne değil, nesne olduğunu vurgulayacak şekilde gelişir. Bir insan bir başka insandan istenebilirmiş gibi "kız isteme" denilen bir şeyin günümüzde hálâ var olabilmesi ve koca insanların böyle bir şey sanki çok normalmiş gibi davranması, bunu uygulaması, bana akıl almaz görünüyor. Gelenek, her zaman, görünür biçiminden çok daha derin bir düşünceyi ona uygulayanlara ve hatta uygulanmasını izleyenlere benimsetir; ve bizim “kız isteme", "gelin alma" gibi adetlerimiz, salt sözcük ile ifade olarak bile, kadını son derece küçük düşürücü, nesneleștirici bir anlayışı zihnimize yerleştirmiştir. Nitekim Sabahattin Ali’nin 1932'de Konya'da verdiği bir konferansta söyledikleri, kullandığımız sözcüklerin bizi farkında olmadan nasıl şekillendirdiğini o dönemde görmüş olduğunu gösteriyor: Kadın bir erkeğe varmaz, kadın bir erkeğe verilmez ve bir erkek bir kızı almaz, (almak-vermek) bu tabirler kadını kıymetten düşüren, ona ahkar (en hakir) mahiyeti veren şeylerdir ve her şeyden evvel bu zihniyeti kadınlarımız kafalarından çıkarmalıdır; bilmelidirler ki iki cins birbiriyle hayatlarını birleştirirken yuvaya getirdikleri aynı kıymette şeylerdir ve koca mal sahibi değil, ortak, hayat ortağı demektir. Bu hukuk müsavatı kadınlarımızın şuurunda yer ettikten sonra onların kuvvetli ve hakiki bir insan olmak için dimağı ve fikri sahada da yükselmek isteyecekleri de tabiidir.Memleketimizin kadın ve erkeklerini, biri diğerini surükleyen ve taşıyan değil, el ele ve aynı tempoda yüruyen iki mahluk olarak göreceğimiz günün uzak olmamasını dilerim.
Sayfa 35
Her çiçeğin bir mevsimi, her kitabın bir zamanı vardır. Haziranın tadını yeni hikâyelerle çıkarın.
Kitaplarımın her biri, tek bir derdin farklı biçimde ifadesi.
Sayfa 30
Evlilik, iki insan onu ne yaparsa odur. “Evlilik, aynı zamanda eşin ailesiyle de evlenmektir.", "Evlilik, iki kişinin ailelerinin de evlenmesidir." gibi saçma laflar, bireylere toplum ve aile baskısını hissettirmek için uydurulmuş, gerçeklikten tamamen uzak söylemlerdir. Çok yazık ki çok insan, bu sözleri hep duyagelmiş oldukları için onları gerçek sanıyor ve kendilerinden gençlere de tekrar etmeyi iyi bir şey sanıyorlar. Hayır, gerçek, sizin kendi gerçeğinizdir; gerçek, yaratılan bir şeydir. Gerçek, siz onu nasıl yaratırsanız öyle olacaktır. Başkalarının buna engel olabileceği düşüncesi aslında yalandır. Hatta, sizin yaratmadığınız gerçek size ait değildir; böyle bir durumda, bir başkasının gerçeğini kendi gerçeğinizmiş gibi yaşamış olursunuz.
Sayfa 24
Eğer kız çocuklarını sünnet eden bir kültürümüz olsaydı, hiç şüphe yok ki kız çocuk sünnetleri sessiz sedasız, hatta utanılarak yapılacaktı.
Sayfa 21