Henüz ergenliğe ulaşmamış kız çocuk hiçbir tehdit barındrmaz, hiçbir tabunun nesnesi değildir ve hiçbir kutsal niteliğe sahip değildir.
Birçok ilkel toplumda cinsel organı bile masum görünür. Oğlan çocuklarla kız çocuklar arasında erotik oyunlar oynanmasına küçüklükten itibaren izin verilir. Kadın, çocuk doğurabilecek yaşa gelince kirlenir. İlkel toplumlarda, ilk adet
gördüğü gün küçük kızı çevreleyen katı tabular çok kez anlatılmıştır. Kadının saygı gördüğü Mısır'da bile kadınlar bütün adet dönemi boyunca kapatılıyodu. Çoğu kez genç kız bir evin damında herkese sergilenir ya da köyün
sınırları dışındaki bir kulübeye gönderilir; onu görmek de, ona dokunmak da yasaktır. Daha da ötesi, o da eliyle kendini okşamamalıdır; bit ayıklamanın gündelik bir etkinlik olduğu topluluklarda, adet gören genç kıza bir sopa götürülür ve kendini onunla kaşımasına izin verilir. Parmaklarıyla yiyeceklere dokunmamalıdır, bazen yemek yemesi de kesinlikle yasaktır. Başka örneklerde, annesinin
ve kız kardeşinin onu bir alet aracılığıyla beslemesine izin verilir, ama bu dönem boyunca değdiği bütün nesneler yakılmalıdır. Bu ilk sınav geçtikten sonra, adete ilişkin tabular biraz gevşer, ama kesinliklerini korurlar. Özellikle de
Levi Yasalarında şunu okuruz: “Bedeninden kan akan kadın, yedi gün boyunca kendi kirliliğiyle kalacaktır. Her kim ki ona dokunur, o da akşama kadar kirli sayılacaktır. Üzrinde yattığı her yatak. oturduğu her nesne kirli sayılacaktır. Onun yatağına dokunan, giysilerini yıkayan herkes suda yıkanacak ve akşama kadar kirli sayılacaktır."...
...Bazı Yunan kentlerinde genç kızlar, Astarte tapınağına saygı sunmak için ilk kanlarının lekesini taşıyan çamaşırlarını getirirlerdi. Ama patriyarka ortaya çıktığından beri, kadın cinsel organından akan bu kuşkulu sıvıya sadece zararlı
Kadına atfedilmiş çiftanlamlı erdemlerin sadece olumsuz yanları korunur. Kutsal olmaktan çıkar, kirli olur kadın. Adem'le dostluk etmesi için gönderilen Havva insan türünü yitirmiştir, pagan tanrıları, erkeklerden öç almak için kadını icat ederler, insanlığa acı veren bütün kötülükleri başlatan ise dişi yaratıklar içinde ilk doğmuş olan Pandora'dır. Başka; etkinlik karşısında edilgenlik, birliği bozan çeşitlilik, biçimin karşıtı olan madde, düzene karşı direnen düzensizliktir. Böylece kadın Kötülüğe yargılıdır. "Düzeni, aydınlığı ve erkeği yaratmış olan bir iyi ilke vardır, bir de kaosu, karanlıkları ve kadını yaratmış olan kötü ilke," der Pythagoras. Manu yasaları kadını, köleliğe mahkům edilmesi uygun olan aşağılık varlık diye tanımlar. Levi Yasaları onu patriyarkların yük hayvanlarına benzetir. Solon'un yasaları ona hiçbir hak tanımaz. Roma hukuku onu vesayet altına alır ve "bönlüğü'nü ilan eder. Dinsel kurallar "Şeytana açılan kapı" olarak görür kadını.
Kuran ise mutlak bir biçimde hor görür.
Erkek kendi soyunu tümüyle kendi gücüne atfederek kadının etkisinden kesin olarak kurtulur, kadına karşı dünya hakimiyetini fetheder. Doğurmaya ve ikincil görevlere adanmış olan, pratik öneminden ve mistik saygınlığından yoksun bırakılmış kadın artık yalnızca bir hizmetkâr konumundadır.