Karşımdaki aynaya ilişirdi gözüm. Masmavi bir adam görürdüm aynada, ucuz ve mavi bir etek astarı gibi çekmiş, buruşmuş bir yüz. Sanki yüzümün çizgilerine mavi mürekkep dolardı. Terk edilmiş bir ev köpeğini andırırdı duruşum. Sebepsiz yere fermuar demetlerini indirirdim raftan, hiç lüzumu yokken düğme kutularının yerlerini değiştirirdim. Dükkanı süpürmeye başlardım ve aynada gördüğüm, terk edilmiş, mavi ev köpeğini unutmaya çalışırdım.
Bekaret bozma törenlerinin aslında mistik motifleri vardır. Bazı halklar vajinanın içinde bir yılan bulunduğunu ve kızlık zarının yırtılması sırasında kocayı ısıracağını sanır. Bekaretin bozulmasıyla akan ve adet kanına benzetilen kana ürkütücü güçler atfedilir; tıpkıadet kanı gibi o da erkeğin mahvına yol açabilir. Bu imgelerde kadınlık ilkesinin el değmemiş olduğu ölçüde güçlü ve tehditkar olduğu fikri dile gelmektedir.
Bekaretin bozulmasının bir mesele oluşturmadığı durumlar da vardır; örneğin
Malinowski'nin anlattığı yerlilerde, çocukluktan itibaren cinsel oyunlara izin verildiği için kızlar hiçbir zaman bakire değildir. Bazen anne, abla ya da baska kir kadın küçük kızın bekaretini sistematik bir şekilde bozar ve çocukluğu boyunca vajina deliğini genişletirler. Ayrıca bekaret bozma işleminin, kız ergenliğe girdiğinde bir değnek, kemik ya da taş aracılığıyla kadınlar tarafından gerçekleştirildiği ve bu işleme sadece bir ameliyat gözüyle bakıldığı da olur. Başka bazı kabilelerde ise küçük kız ergenliğe girdiğinde vahşi bir kadınlığa alınma törenine maruz bırakılır: Erkekler onu köyün dışına götürüp birtakım aletler aracılığıyla ya da tecavüz ederek bekaretini bozarlar. En yaygın törenlerden biri, bakire kızları köyden geçmekte olan yabancılara vermektir, zira ya sadece kabilenin erkekleri
için tehlikeli olan mana'ya karşı yabancıların alerjik olmadığı düşünülür ya da mana'nın onlara getirebileceği kötülüklere aldırılmaz. Daha yaygın olarak ise genç nişanlının bekâretini, düğün gününden önceki gece rahip, doktor ya da kabilenin reisi bozar. Malabar kıyısında bu işlem, bundan pek de keyif almayan ve karşılığında epeyce yüksek bir ücret talep eden Brahmanların yükümlülüğüdür. Bütün
kutsal nesnelerin din adamı olmayanlar için tehlikeli olduğunu, ama kendisi kutolan