Geride bırakılan bir tek ben vardım, insan toplumundan sonsuza dek kaçan, içeriden biri ya da dışarıdan biri ayrımına bakılmaksızın, Horiki tarafından bile terk edilmiş bir soytarı.
Pişman hissetmiyordum. Hiçbir zaman sahiplenen biri olmadım ve muğlak bir kıskançlık hissetsem de davam için dövüşme ruhundan azadeydim. Öyle ki daha sonra, resmi nikahsız olduğum eşimin gözüm önünde şiddete uğradığını da izlediğim olacaktı.
İnsanların dertleriyle uğraşmak istemiyordum. Bu anafora kapılıp gitmek dehşet verici olurdu. Tsuneko'yla benim aramdaki ilişki tek gecelikti. Tsuneko bana ait değildi.
Pişmanlık ya da herhangi bir tür kibirli arzu hissetmey hakkım yoktu.
Yine de iç çektim.