Birkaç gece önce seni rüyamda gördüm.
Ben çok üzgündüm. Bir yerden, bir şeyi kurtaramamış olarak dönüyordum.
Mekânlar çok garip yerlerdi. Tanımıyordum. Seni çağırsaydım belki sen tanırdın. Çok üzgündüm.
Çok yorgundum.
Çünkü kurtaramamıştım. Oysa ki, kurtarabilmek için "o şeyi" kan ter içinde kalmıştım. Tanrıya çok yalvarmış, çok yakarmıştım. Sonra, garip şekilde bu rüyanın bitişinde sen vardın. Yanağına dayanmış elin vardı.
Gözlerinde uykusuzluk, rutubet vardı. Ama ne garip, bana çoook sıcaktın. Ben de sanki senin sıcaklığını özlemiş gibiydim. Seninle çok garip merdivenlerden inip,çok garip odalara girdik.
SENİ ÇOOOK ÖZLEMİŞMİŞİMDİ.
İsteseydim kolayca ortaya çıkardı.
İstemedim.
Senin kendinden kaçırdığın şeyleri ben nasıl ortaya koyardım!
Sen kendini kandırıyordun, seyircin oldum yalanlarını oynayışını seyrettim.
Son âna dek.
Kendini ikna ettiysen beni de ikna et istedim.