Yenilmedin; onu yenmek istemiyorsun, fark bu. Onu yenersen ikinizin yenileceğini biliyorsun. Birinizin ikinizi durdurması gerektiğini ama Ayzer’in bunu yapmayacağını biliyorsun. Ve eğer sen de yapmazsan ikiniz de yenileceksiniz. Ve bunun geri dönüşü olmayacak…
“Bana kızgınsın.”
“Sana değil, kaybettiğim dostluğuma belki.”
Söylenmeyen sözlerden kurtulma arzum her geçen saniye şiddetleniyordu. Bunca yaşanmışlığın sonunda kırmamak, kırılmamak ya da sadece çekindiğim, korktuğum, yapamadığım için söylemediğim her kelime boğazımda ayrı bir yumru olmuş ve dilim lâl kesilmişti. Ne bir şey değiştirebilmiş ne de bir şeylere engel olabilmiştim. O halde içimde tutup kendimi tüketmeme gerek yoktu. Doğrusu ve eğrisiyle söylemediğim için değil, söylediğim için azap çekmeyi yeğlerdim.
“Neden kör olduk?”
“Bilmiyorum, belki bir gün nedenini öğreniriz.”
“Ne düşündüğümü söyleyeyim mi sana?”
“Söyle.”
“Bence biz kör olmadık, biz zaten kördük.”
“Gören körler mi?”
“Gördüğü halde görmeyen körler.”