“Sizin güzelliğinize ve gücünüze yaraşacak bir at bulacağım Majesteleri” diye ekledi göz kırpıp gülümseyerek.
Sırıttım.
“Ne zaman sana gülümsese dudaklarını tutup kopartasım geliyor.”
Kaşlarımı kaldırarak Casteel’ e baktım. “Abarttın.”
“Az bile” diye homurdandı Casteel ahırın içinde gözden kaybolan Atlantisliye bakarak.
“Bazen” dedi Naill atına binerken, “Emil’ in eceline susadığını düşünüyorum.”
“Ben de” diye mırıldandı Casteel, gözlerimi devirdim.
“O gece sığınacak bir yer arayan tek kişi sen değildin. O da bir sığınak arıyordu, arzularının, sevgisinin ve acısının ağırlığını taşıyabilecek bir sığınak. Buldu da. O sana özgürlüğünü vermiş olabilir ama sen ona sandığından çok daha fazlasını verdin.”
“Cesaret ele avuca sığmayan bir hayvan gibi, değil mi? Başını belaya sokmak için hep yanındadır ama olmak istediğin yere geldiğin anda hemen ortadan yok olur.”