“Yanımdaki tuhaf oğlana baktım. Onu bir silah olarak görmek çok kolay olurdu. Hiç şüphesiz, güzel bir yıldız. Ama yine de kabuk tutmuş parmakları, küstah zarafeti ve soğuk, mor gözleriyle şiddet doluydu. Oysa şimdi, bu imkansız dünyada olasıklıkları görmeye başlıyordum. Ondaki ve kendimdeki olasılıkları.
Bizde ki.”
“Her şeyin bir çekim yasası vardır, Aurora,” dedim sonunda. “Sadece gezegenlerin değil. Vücudumuzdaki bütün hücreler, yaratılmış her hücre, etrafındaki nesne ve insanlara bir çekim gücü yayar. İşte bendeki de bu. Sana çekiliyorum.”
“Aurora’ nın yakınında oturduğunu hissediyordum. Varlığı, güneşi tenimde hissetmek gibiydi. Yok saymaya çalışmama, Alfa’ mın yüzüne ve içinde bulunduğumuz çıkmaza odaklanmama rağmen o ışıkla yıkandığını hissediyordum. Çekimi yer çekimi gibiydi. İçinde seve seve boğulacağım dipsiz bir havuz.”
“Şey,” diye fısıldadı Auri. “Affedersiniz ama bir popomu mu elliyor?”
“... Birinin poponu ellemesini mi istiyorsun?” diye sordu Fin.
Kal boğazını temizledi. “Çok istiyorsan, ben...”
“Kapayın çenenizi,” diye tısladım.
Kollarımı kavuşturup ona ters ters baktım. “Sen profesyonel gıcık falan mısın?”
“Daha çok hobi olarak,” dedi Finian. “Bir sonraki dönem profesyonelliğe geçmeyi umuyorum.”