Natalia Ginzburg’un "İşte Böyle Oldu" kitabını bitirdiğimde, bir evliliğin sessiz imhasına ve bu yıkımın merkezindeki bir kadının trajik sonuna tanıklık etmiş gibi hissettim. Romanın daha ilk sayfadan bir cinayet itirafıyla başlayıp beni failin zihnine davet etmesi, suçun kendisinden ziyade o suça giden yolun ne kadar "sıradan" olduğunu sorgulattı bana. Ginzburg; derin ilgisizliği, iletişimsizliği ve toplumun kadına biçtiği rollerin yarattığı o boğucu atmosferi hiç dramatize etmeden, adeta bir rapor titizliğiyle sunmuş.
Evlilik içindeki mutlak yalnızlığı ve sevgi yoksunluğunu minimalist bir ustalıkla işleyen yazar, gündelik hayattaki küçük ihmallerin nasıl büyük bir felakete dönüşebileceğini yüzüme çarptı. Benim için bu eser sadece bir kadının isyanı değil, aynı zamanda insanın varoluşsal çaresizliğini sarsıcı bir dürüstlükle yansıtan çok güçlü bir psikolojik anlatıydı. Kesinlikle etkisinden kolay çıkamayacağım bir okuma deneyimi oldu.