Bu sabah #ErlendLoe’nun #KadınınFendi kitabını bitirdim, sıcağı sıcağına birkaç cümle yazmak istedim. Kitap, kadın-erkek ilişkilerindeki o sessiz güç savaşlarını ve tarafların birbirini yavaş yavaş nasıl dönüştürdüğünü çok iyi yakalamış. Ana karakter, Marianne ve sonradan hikayeye dahil olan Tor arasındaki ilişki dinamikleri, özellikle o adadaki süreç ve finaldeki o hamilelik mevzusunun bağlanış biçimi belki bizim buraların kültürüne biraz uzak gelebilir. Ancak yazar o kuzeyli soğukluğunu ve ilişki çıkmazlarını büyük laflar etmeden, edebiyat parçalamadan önümüze koymayı başarmış. Okurken hem durumların absürtlüğüne hafifçe gülüyorsun hem de insan ilişkileri üzerine biraz düşünüyorsun. Öyle insanı yoran, derin psikolojik analizler kasan bir tarzı yok; her şeyi maddeler halinde, çok sade ve naif bir dille anlatıp kenara çekilmiş. Akıp giden, yormayan ve bittiğinde de "Güzel ayrıntılar yakalamış" dedirten samimi bir şeyler arayanlar için iyi bir tercih olabilir. Ben bu minimalist ve hafif dalga geçen anlatımı sevdim
Kadının FendiErlend Loe · Yapı Kredi Yayınları · 2019882 okunma
Martın sonunda başlayıp nisanın ilk günü bitirdiğim #Decameron ile merhaba. Ben bu tür kitapları “kim var imiş biz burada yoğ iken” merakıyla okuyorum, 21. yüzyıldan kalkıp da 14. yy metnine puan
Hadula Kitabı Bana Ne mi Yaptı?
Yıktı geçti…
Kalbimi paramparça etti, sonra bir köşeye savurdu.
Beni derin düşüncelere itti.
Yunan geleneklerinin saçmalıklarına ağlattı.
O dönemin geleneklerine göre kız çocukları aile için büyük bir külfetti. Bir kız çocuğu dünyaya geldiğinde neredeyse oturup ağlayacaklardı: “Kız oldu…”
Peki neden?
Çünkü kız çocuğu doğar, büyür, genç kız olur; sonra onun için eş arayışı başlar. Uygun bir eş bulunduğunda ise damat çeyiz olarak ev ister, tarla ister, eşya ister. Bunlar olmazsa kızla evlenmez. Kız çocuğu, doğduğu andan itibaren ailesi için bir yük olarak görülür.
Bizim Hadula Hanım teyze de bu düzenin içinde yaşayanlardan biridir. Kızını büyük zorluklarla evlendirir. Kızı evlenir, çocukları olur. Son doğumunda ise yine bir kız çocuğu dünyaya getirir. Nine Hadula, gönüllü olarak kızına gider; kızı iyileşene kadar bebeğe bakmayı üstlenir.
Buraya kadar her şey “normal” gibi görünür.
Aslında pek de normal değildir ama sonraki sayfalarla kıyaslayınca buna normal diyelim.
Sonraki sayfalarda ise kanım dondu.
Hadula’nın caniliği için “Bu kadarı da olmaz” dedim.
Ben de tam burada, Hadula için Hz. Muhammed (s.a.v)’den bir söz bırakıp, sözü siz kıymetli okur arkadaşlarıma bırakmak istiyorum:
“Kimin bir kız çocuğu dünyaya gelir de onu toprağa gömmeden, horlamadan ve üzerine erkek çocuğunu tercih etmeden yetiştirirse, Allah Teâlâ onu cennetine koyacaktır.”
HadulaAleksandros Papadiamantis · Jaguar Kitap · 2022694 okunma