Fahrule

Fahrule
@Bookrose
 °   •  .°•    ✯  *     °      °·      .   • °  •   
Ne de olsa, dünyada kendimiz, yani insanlar dışında başka bir kötülük taşıyıcısı yok. Ve yine de herkes kötülüğün kaynağını kendi dışında; kendi grubu, sınıfı, milleti, devleti ve de ırkı, dini, ideolojisi dışında görüyor... Ve hayat onca kötülük içinde akıp gidiyor.
Sayfa 150
Reklam
Maalesef tüm kötülüklerin, biz akıl sahibi olan insanların sadece ebediyen çarpıtılan hayat için ne yapıp edip sorumluluktan kaçmak için uğraşıp durmasından kaynaklandığını çok az kişi anlamak istiyor. Dahası iyiliği kötülükten ayırmadan ve sırf sorumluluktan kaçabilmek için bunun sonuçlarından hiç korkmadan bu durumu aklamak için bir sürü gerekçe bulunuyor. Ve kendimizi ancak böyle yaşanabileceğine ve yaşamanın başka bir yolu olmadığına ikna etmeye çalışıyoruz...
Sayfa 150
Hayatın diyalektiğinde, varlığın düzenlenmesinde paradoksal bir özellik, ebedi bir trajedi var diyebilirim: Düşünür toplumun yasalarını keşfeder, toplum ise bunun için onu aforoz eder ama daha sonra tam da bu keşifleri kullanmaya başlar. İçgörü ve olgunlaşma ancak inkâr yoluyla gelir.
Sayfa 148
Müziğin güneş enerjisinin sayısız transformasyonlarından birisi olduğunu, evrenin özünden kaynaklandığını, bestekârın ise tıpkı bir radar gibi müziği uzaydan yakaladığını, biçimlendirdiğini, armonize ettiğini ve somut olarak işitilen bir hale dönüştürdüğünü düşünmeyi severdi.
Sayfa 115
İçimizde bir yerde, bizim doğamızda bir çöküş, bir yıkılış, bir ahlak sapkınlığı var. Kötülüğün ve korkunun görünmez ışınları o çöküntüden tüm dünyaya yayılıyor, evrense adalet (bence böyle bir adalet var) ihlal ediliyor, varoluşun uyumu bozuluyor ve işte artık o zaman balinalar da daha fazla dayanamıyor, kendilerini kaybediyor, kıyıya yüzüyor ve bir anda kendilerini sahile vuruyorlar; ölüme atılıyor, intihar ediyorlar.
Sayfa 66