❝Yine de kendi zamanımın gözüyle Eski Tiflis'i akşam inerken, güneşin altın yaldızıyla tüllenmiş bir buğu arkasından, simya tozuna bulanmış bir ırmak vadisinde esrarlı parıltılar içinde yüzerken görüyorum ilk kez.❞
"Milleti bilirdi Osmanlı ama milliyetçiliği bilmezdi. Farklı milletler bir arada fakat birbirine dönüşmeden yaşardı onda. Benzeyecekleri değilse de bütünleşecekleri tek şey Osmanlı kimliğiydi. Kendileri olarak, dillerini, dinlerini ve kültürlerini muhafaza ederek Osmanlı olmuşlardı."
❝Yolu, eski zaman kervanlarına göre kısa sayılabilirdi belki ama yine de bütün bütün yabancı kokuları, renkleri, tatları, çeşitleri toplamış gelmişti. Üzerlerinde, aşıp geldikleri elma bahçeleriyle dolu vadilerin, fıstık bahçelerinin, birinden kurtulup öbürünün eteğine düşülen dağların, hanların, kervansarayların, kazaların, belâların, sınavların, cefaların hatırası; sisleri, yağmurları, karları, tipileri, boranları, yol kesen eşkıyaları ile yolculuğun bütün korkusu; nihayet menzile varmanın ferahlığı vardı.❞