Kitap okurken, bilincim birbirinden farklı durumların hepsini aynı anda, adeta alacalı bir ekranda sergilerdi; benliğimin en ücra köşelerine gizlenmiş özlemlerden bahçenin sonunda gördüğüm, tamamen dışsal olan ufuk çizgisine kadar uzanan bu farklı durumlar arasında en öncelikli, en çok bana ait olanı, hareket halindeki bir kontrol düğmesi gibi her şeyi yöneten güdü, okumakta olduğum kitabın felsefi zenginliğine, güzelliğine olan inancım ve hangi kitabı okuyor olursam olayım, bu zenginliği, bu güzelliği kendime mal etme isteğimdi.
Benim her yerde dostlarım vardır; yaralanmış, ama mağlup olmamış, kendilerine acımayan, mağrifetsiz bir tanrıya, acıklı bir inatla, birlikte yakarmak üzere birbirine yaklaşmış ağaç kümelerinin bulunduğu her yerde.
Swannların Tarafı. Kayıp Zamanın İzinde serisinin ilk kitabı... Kimi zaman hayal gücüm kimi zaman da zihnim Marcel'în anlatımına yetişememiş olsa da, kimi zaman noktalar yerini noktalı virgüllere bırakıp algımızla alay etse de kendisiyle tanıştığıma çok memnun oldum. Anlatımı, betimlemeleri, duygu bütünlüğü, hisler.. Sanmıyorum ki benim bunları anlatacak kadar kabiliyetim var. Okuyacak kabiliyetim var mıydı? Emin değilim. Hakkını verebildim mi? Ondan da emin değilim. Bugün bana ikinci kez okumak istediğim kitabı sorarsanız; Swann'ların Tarafının listenin ilk sırasına yerleştiğini söyleyebilirim. Okumak uzun sürdü, anlamak kolay olmadı ama anlatımı bir yaşamı bulutların üzerinden izliyormuşum hissiyatıyla doldurdu içimi. Karakter betimlemeleri sanki o salonun ortasında karakterle ben el sıkışıyormuşum gibi hissettirdi. Diyebilirim ki; kesinlikle okuyun. Bulutların üzerinde olmanın ya da ılık tatlı bir suda yüzmenin keyfine varın. Son cümleyi okuduğunuzda aynı kişi olmayacağınıza eminim.
Swann'ların TarafıMarcel Proust · Yapı Kredi Yayınları · 20255,2bin okunma
Çevremizdeki nesnelerin durağanlığı, bu nesnelerin başka nesneler değil de, onlar olduğundan emin olmamızın, yani düşüncelerimizin onlar karşısında durağan olmasının zorunlu bir sonucudur belki de.