Herkese merhaba umarım iyisinizdir
|Yaklaşık 400 yıl boyunca, Tül bizi Alfheimr’ın feylerinden korumuştu. Onların yokluğunda hayatlarımız Yeni Tanrıların rehberliğinde, yozlaşmadan ve günahlardan arınarak erdem dolu bir hal almıştı.
Tül’ün parçalandığı gün her şey değişti ve bir kez daha feyler dünyamıza musallat oldu.
Fey büyüsü, aramızdan almak istediklerini işaretledi ama Nothrek’i koruyan Sis Muhafızları, feylerin bizi ele geçirmesini engellemek için işaretlenenleri öldürmeye hazırdı.
Ancak onlar beni yakalamadan önce, Caelum beni Vahşi Av’ın elinden kurtarmayı başardı. Geçici bir ittifaktan saplantılı bir tutkuya dönüşen bağımız, feyler yaklaştıkça ve kötülüğü her zamankinden daha yakınımızda hissettikçe güçlendi.
|İlk 150 sayfayı okuduyunca uzun zaman sonra beni biraz da olsa tatmin edecek fantastik bir kurgu geldi dedim.
Fakat 150 sayfadan sonra yazar ilham perisini kaybetmiş gibiydi.
Caelum geldikten sonra daha da kötüleşti.
Kitapta olayların akışı yavaş ilerliyor lakin yazar çifti yazarken evrenden bağımsız tutmuş galiba.
İlişkileri, birbirlerini kabullenişleri çok hızlı oldu.
Kitapta tülün parçalanması dışında doğru düzgün bir olay yoktu.
Sürekli bir kaçış ve kamp kurma sahnesi okuduk.
Çifti pek sevemedim ikisinde de ana karakter olacak o potansiyeli göremedim.
Kız, erkek karakterin gelişiyle baya aptallaştı ona bak bu adam normal değil, birşeyler var bunda diyorlar kız hayır ben ona güveniyorum diyor kıza bak hayatı ile ilgili sana hiçbir şey anlatmıyor, yemler gibi birkaç bilgi kırıntısı ile yetiniyorsun, cık o ailesi hakkında konuşmayı sevmiyor diyor lan dün bir bugün iki yeni tanıştın zaten bu ne güven.
Birde herşey apaçık ortada kız görmek istemiyordu sanki.
Erko'ya hiç yükselmedim gavator madalyası vericem bir sahne yüzünden