"Ölümle her gece aynı yatağa gireceksin," diye mırıldandım.
Bedenimi kendi bedenine sürterek beni yere indiren prens, "Eğer bu kadar güzelse bir sakıncası yok," dedi.
“Günaydın,” dedi uykusundan uyandığını belli eden pürüzlü sesiyle.
“Gün aymadı,” dedim karanlığı kastederek.
“Aydı,” dedi bu kez sanırım beni kastederek.
“Ben de öleceğim,” diye fısıldadım.“Annenden farkım olmayacak.”
“Olacak,” dedi. “Gerekirse herkes ölür, sen yaşarsın,” diye devam etti, dudakları alaycı bir kıvrımla yükseldi. “Senin için öldürürüz.”
“Ben vaffle yiyeceğim, sen de beni mi izleyeceksin böyle?”
“Gayet ideal bir plan.”
“Buradaki asıl manzara benim zaten. Hak veriyorum sana, kim olsa bana bakardı.”
“Ama ben kim olsa bakmazdım,” dedi, sol gözünü kırparak sigarayı dudaklarına taşıdı. “Kıymetini bil.