"Antonio José Bolívar Proaño, takma dişlerini çıkarıp mendiline sarmaladı ve bu trajediyi tetikleyen gringoya, belediye başkanına, altın arayıcılarına, canından çok sevdiği Amazon Ormanı'nın bekâretine göz diken herkese lanet okudu; sonra palasıyla kestiği kalın bir dalı baston gibi kullanarak El Idilio'ya, barakasına ve birbirinden güzel sözcüklerle aşktan bahsederek insanların ne kadar barbar olduğunu ona unutturan romanlarına doğru yola koyuldu."
Kitabın son paragrafı sanırım her şeyin özeti.
Okuyun bence...
Dolores Encarnación del Santísimo Sacramento Estupiñán Otavalo; r.i.p
Bir memleket romanının Marksist feminist karikatürü olarak tanımlanmış olması beni kitaba çeken tanımlamaydı.. Biri köylü biri fabrika işçisi iki kadının birbirinden bağımsız ilerleyen "aşk(?)" hikayesidir. Aşktan çok nefretin hakim olduğu, hayalerini kurduğumuz ve bizi bulmasını umduğumuz aşktan epey uzakta, toplumsal cinsiyet normlarının izin verdiği çemberde yaşanan hayatın ta kendisidir.
Teatral anlatım biçimi ise kurguyu çok başka bir yere taşımış. Elfriede Jelinek'in oyunların okuma istenci oluşturdu, Türkçeye çevrilmiş olanları var mı bilmiyorum.
Son olarak ironinin sert bir gerçeklik zeminde yazılmış olması, birçok yerde bana Şükrü Erbaş'ın Köylüleri Niçin Öldürmeliyiz? şiirini anımsattı. Köylüleri, işçileri ve özellikle de kadınları nasıl kurtaralım diye sormak istiyorum ben de.
Aşık KadınlarElfriede Jelinek · İthaki Yayınları · 2021748 okunma