Sene 2018 ve ben kütüphanede Japon edebiyatı dehlizine dalacağım o kitaba denk geldim. Mişima'nın Denizini Yitiren Denizci.... Anlatımın sadeliği ve okumanın hazzı ile merak ettiren, yaşamı kitaplarından daha aksiyonlu olan bu yazara olan merakım artmış hemen sonrasından Bir Maskenin İtirafları ve Dalgaların Sesi kitaplarını okumuştum. Daha sonra İshigiro, Kenzaburo, Tanizaki, Dazai, Soseki gibi yazarlarla Japonların karanlık dünyasına ara ara girecektim. İthaki'nin Japon Klasikleri serisi ise zihnimi yormayacak ama keyif de alacağım bir okuma durağı haline gelmişti. Kitaplığımda yeni kitap alışverişi yapmadan okumadıklarıma göz gezdirirken neden bir Mişima daha okumayayım ki desem de isminden kaynaklı uzak durduğum bu kitapla yeni bir hikayeye hazırdım artık.
Aşka Susamış, kocası tarafından gerçek aşkı hissetmemiş bir kadının, kocası salgın hastalıkta öldükten sonra kayınpederinin evinde yaşama sürecini anlatıyor. Yaşamdan o kadar beklentisi yok ki istediği tek şey acısız ve yavaş bir ölümdür. Bu yüzden yaşlı kayınpederinin cinsel istismarlarına boyun eğer. Ama bu evde onun dikkatini çeken bir de "uşak" vardır. Sevdiği kişinin onu sevmemesi onun yıkıcı sonunu getirse de bu acıdan arzu duyuyor, kalbinin hızlı atması onun yaşadığının bir kanıtı oluyor. Ketum ve soğuk bilenen, kimseye sır vermeyen kadının yelkenlerini suya indiriyor.
Etsuko'nun imkansız aşkını Mişima bize araya girerek karakterlerin neden böyle hissettiklerini onlarla empati kurmamızı bazen de onlarla ilgili sorular sorarak yargılamadan düşünmemizi sağlıyor. Tanzimat dönemleri yazarları gibi araya girerek hikaye anlatımını bölmek ' bizim' yazarların aksine Mişima'nın yazarlığını yüceltiyor, en azından ben yazarla okur arasında kırılan bu duvarları çok seviyorum. Ve Mişima gibi ben de bir soru sormak
Aşka SusamışYukio Mişima · Can Yayınları · 2019925 okunma