Nasıl ki Roma İmparatorluğu, içinden çıktığı ve sınırlarını güçlü bir biçimde genişlettiği Grek-Roma medeniyetinin merkezini temsil etmek üzere çeperden neşet ettiyse, Osmanlı Devleti de, sınırları epey genişletilmiş İslam coğrafyasına hakim gücü olmak üzere darü'l-İslam'ın uçlarındaki küçük bir beylikten doğdu. Tıpkı Romalılar gibi Osmanlılar da, hüküm sürdükleri topraklarda daha önce vücut bulmuş medeniyetlerin temsilcileri ile karşılaştırıldığında, entelektüel olarak daha zayıf addedilmiş olsalar bile, idarecilik ve savasçılık meziyetleriyle ün kazandı. Felsefi inceliklere çok düşkün değillerdi belki; ama iş, iktidar teknolojilerini yaratmaya ve kullanmaya geldiğinde büyük bir başarı gösterdiler.