BA

Sonuçta insanlar, karmaşık ve hatta birbiriyle çelişkili pek çok davranış göstermekle maluldur; tarihî olgulara yönelik açıklamaların da insana dair bu girift durum göz önüne alarak yapılması gerekiyor.
Sayfa 40·Kitabı okuyor
Alıntı
Reklam
Osmanlı yayılması olağanüstü olsa da Cengizîler ve Timurlar gibi diğer İç Asya/Türk-Moğol aşiret yapılanmalarının imparatorluk kurma hedefli fetihleriyle yahut da Selçuklu hanedanının hilafetin masalsı payitahtı Bağdat'ta saltanatı hızla elde etmesi süreciyle karşılaştırıldığında yavaştı. Osmanlıların fethettikleri yerlerdeki mevcudiyetinin çok daha kalıcı olması da muhtemelen bu nedenleydi. Diğer siyasi teşekküllere nispetle Osmanlılar devletlerini kurarken vakitlerini esirgememiş ve bunun da semeresini görmüşlerdi.
Sayfa 35·Kitabı okuyor
Alıntı
Örneğin, günümüz Türkiye'sinde ücra bir yöre olmaktan öteye gitmemiş, Kahramanmaraş ile Kayseri arasında pek bilinmeyen bir yaylanın bir zamanlar Ortadoğu'dan, Asya'dan, Avrupa'dan gelen tüccarların ipek dokumaları, kürkleri ve atları alışveriş ettiği canlı bir uluslararsı panayıra ev sahipliği yaptığını bilmek bir hayli anlamlıdır.
Sayfa 31·Kitabı okuyor
Alıntı
Özellikle Moğolların 1277'de, Anadolu üzerinde doğrudan hakimiyet kurmak adına askerlerini ve atlarını beslenmeleri için Anadolu'ya göndermesinden sonra, Anadolu'daki siyasi manzara, aşırı bir şiddet ve karışıklık dönemi içerisinde birbiriyle ölüm kalım mücadelesi veren muhtelif güçlerle dolu bir buhrana dûçar oldu. Yeni yeni filizlenen Anadolu Türkçesinin klasik şairi Yunus Emre'nin bu bağlamda zuhur edip ölüm temasını böğründen yakalayacak denli derin bir hikmet ile mümtaz bir şiir külliyatı oluşturması tesadüf olmasa gerek.
Sayfa 30·Kitabı okuyor
Tarih
Nasıl ki Roma İmparatorluğu, içinden çıktığı ve sınırlarını güçlü bir biçimde genişlettiği Grek-Roma medeniyetinin merkezini temsil etmek üzere çeperden neşet ettiyse, Osmanlı Devleti de, sınırları epey genişletilmiş İslam coğrafyasına hakim gücü olmak üzere darü'l-İslam'ın uçlarındaki küçük bir beylikten doğdu. Tıpkı Romalılar gibi Osmanlılar da, hüküm sürdükleri topraklarda daha önce vücut bulmuş medeniyetlerin temsilcileri ile karşılaştırıldığında, entelektüel olarak daha zayıf addedilmiş olsalar bile, idarecilik ve savasçılık meziyetleriyle ün kazandı. Felsefi inceliklere çok düşkün değillerdi belki; ama iş, iktidar teknolojilerini yaratmaya ve kullanmaya geldiğinde büyük bir başarı gösterdiler.
Sayfa 23·Kitabı okuyor
Tarih
Reklam