1000Kitap Logosu
Cemal Kafadar

Cemal Kafadar

Yazar
Çevirmen
BEĞEN
TAKİP ET
8.7
138 Kişi
378
Okunma
54
Beğeni
2.058
Gösterim
Unvan
Akademisyen, Eğitmen,yazar
Doğum
İstanbul, 1954
Yaşamı
1954 yılında dünyaya gelen Cemal Kafadar, Robert Kolej mezunudur. Doktorasını ise McGill Üniversitesi'nde almıştır. Prof. Kafadar Ortadoğu ve Güneydoğu Avrupa'nın erken modern dönemdeki sosyal ve kültürel tarihiyle ilgilenmektedir. Arşiv araştırmaları ve popüler kültür üzerine dersler vermektedir. Son yayınları arasında "Osmanlılar ve Avrupa 1400-1600" ve Osmanlı Devleti'nin ortaya çıkışına dair bir eseri bulunmaktadır. (Burada İki Cihan Âresinde adlı eseri kastedilmektedir.)
200 syf.
·
2 günde
·
10/10 puan
"Osmanlı tarihini hazmedebilmiş değiliz."
Kitap ismini Karacaoğlan'ın dizelerinden almış. Karacoğlan der ki bakın olana Ömrümün yarısı gitti talana Sual eylen bizden evvel gelene Kim var imiş biz burada yoğ iken Sizce de, şimdi yoklar değil de, bir zamanlar vardılar düşüncesini vurgulayan dizeler değil mi bunlar? Ne anlamlı, ne zarif bir seçim. Harvard’da Osmanlı Tarihi dersleri veren, Dünya’nın tanıdığı sayılı Osmanlı tarihçilerinden Prof. Dr. Cemal Kafadar şöyle demiş: “Benim asıl meselem Osmanlı’nın şu ya da bu tarafını örnek almak yerine Türkiye’nin tarihiyle barışık bir şekilde yaşayan bir toplum olması. Osmanlı tarihini hazmedebilmiş değiliz. Sanki geçmişimizle ilgili bir fazlalık. Barışamadığımız bir dönem; fazla gurur duymak da barışamamanın alametidir bence. Helalleşemediğimiz bir dönem. Bitti Osmanlı tarihi. O noktayı da koyamadık. Miras başka şey.” Söyleşisinden aldığım bu cümleleri okuyunca, doğrusu haksız da değil dedim. Bu kitabın varlığından hayatta nadir olarak rastlayabildiğimiz güzel insanlardan biri sayesinde haberdar olmuştum. Güzel insanlardan da iyi şeyler öğrenirsiniz. Dünya'nın öbür ucunda benden armağan olarak istediği tek şey bu eserdi. Bir zaman sonra kendim de bir okuyayım dedim. Önsöz kısmında neredeyse yarım bırakacaktım ama sebat ettim ve sayfalar birbiri ardına akmaya başladı. İyi ki okumuşum. Tarihe merakınız varsa yalnızca giriş bölümünü bile okusanız çok şey kazanacaksınız. Klasik tarih yazıcılığının ötesinde bir eser bu. Toplum ve otorite tarafından kabul görmüş biçimiyle değil de mektup ve hatıratları kullanarak anlatmış tarihi. Belki de bir gün “Sokakta yürürken rastlayabileceğimiz insanlardan yola çıksam ne güzel tarih araştırması yaparım.” düşüncesiyle uyanmıştı yazar. Kendi cümleleriyle: “Babasından kalan arazi üzerindeki haklarını korumak için 1521'de Divan-ı Hümayun’a başvuran Mustafa adlı yeniçeri; 1660-64 arasında İstanbul'da günce tutan Seyyid Hasan adlı derviş; ticaret için gittiği Venedik'te 1575'te ölen Ayaşlı Hüseyin Çelebi; rüyalarını kaleme alarak şeyhine mektuplar gönderen ve bu yolla irşad edilmeyi bekleyen Üsküplü Asiye Hatun." Yani 16. ve 17. Yüzyıl Osmanlı toplumundan bu dört kişiye ait belgeleri merkez alarak oluşturduğu bir eser. Dört ayrı öykü okuyorum izlenimiyle tarihe tanık oluyorsunuz. Sıkça kullandığı dipnotlar ve satır aralarında anlattığı anekdotlarla yazımı daha da zenginleştirip sıkılmadan okunacak hale getirmiş. Okullarda öğrettiğimiz tarihin öğrencileri tarihten soğuttuğunu görünce böyle değerli akademisyenlerin eserlerine de müfredatlarda bir gün yer verilir umudunu taşımak istiyorum.
Kim Var İmiş Biz Burada Yoğ İken
Okuyacaklarıma Ekle
4
57
144 syf.
·
4 günde
·
Beğendi
·
Puan vermedi
Yazarın okuduğum ikinci kitabı oldu.Kendisi kitaplarının sahip olduğu güzel isimler ve bir o kadar güzel olan kapaklarıyla da aklımda kalacak. İçeriğe gelecek olursak "diyar-ı Rum, Rumî, Anadolu" gibi kavramlar tarihsel arka plan gözetilerek ele alınmış.Ne zaman, nasıl ortaya çıktıklarıyla başlanıp bu tanımların sahipleniliş sebepleriyle devam ediyor. Ele alınan kavramlardan hareketle aidiyet-mekan, kimlik- iktidar ilişkisi üzerine sorgulamalar yaptırıyor. Konuya ilgisi olanlar için; okuyucuya zihninde yeni şemalar açtıran, üslubu gayet akıcı bir eser.
Kendine Ait Bir Roma
Okuyacaklarıma Ekle
2