“(…) bir çocuğa onlarca yıl dokunmamak bir yaralama biçimidir. Bir çocuğa, genç bir erkek olana kadar sevgi göstermemek de bir duygusal şiddet biçimidir.”
Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯
Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
“Ataerkil düzene uyum sağlayan anneler, oğullarını olması gerektiği gibi sevemezler, çünkü er ya da geç sistem onlardan oğullarını feda etmelerini isteyecektir. Bu an genellikle ergenlik dönemine denk gelir. O vakit geldiğinde çoğu ilgili ve şefkatli anne, bunun onları kadınsılaştıracağından korkarak oğullarını duygusal olarak beslemeyi bırakır. Duygusal bağın kaybıyla baş edemeyen erkek çocuklar da acıyı içselleştirerek kayıtsızlık ya da öfkeyle gizlemeye çalışır.”
Erkeklerin duygusal sağlıklarında bir dengesizlik var gibi görünüyor ve bunun en somut göstergesi de toplumda yarattıkları yıkıcı etkiler. Cinsel saldırılar, cinayetler ve istismar olaylarının çoğunluğunu erkekler gerçekleştirirken, yarı otomatik silahlarla saldırılar yapanlar da erkekler ve erkek çocuklarıdır. “Erkeklik rozetiniz yenilendi!” sloganıyla tanıtılan Bushmaster XM-15 E2S Shorty AK, 2012 yılında Sandy Hook İlkokulu’nda, büyük çoğunluğu birinci sınıf öğrencilerinden oluşan yirmi altı kişinin hayatına son veren yirmi yıllık bir silahtı. On yıl sonra, 18 yaşındaki bir genç, Daniel Defense firmasının Instagram reklamlarında “Kimse ailemizi nasıl savunacağımızı söyleyemez,” ve “Vatanı savunmak, evini savunmakla başlar,” gibi erkeklik söylemleriyle tanıttığı AR-15 ile Uvalde’de 21 kişiyi kurşun yağmuruna tuttu. Toksik erkeklik krizi içindeyiz, erkekleri ve erkek çocuklarını, çocuk yaşta insanları öldürmeye iten şeyi dikkate almak zorundayız. Erkeklerin bir sorunu olduğu açıkça ortada ve bu durum hepimizi tehlikeye atıyor.
“Budist geleneğinde Kisa Gotami adında varlıklı bir kadının meşhur bir hikâyesi anlatılır. Tek evladını kaybettikten sonra, bir yaşındaki bebeğini hayata döndürecek mucizevi bir ilaç bulabilmek için kapı kapı dolaşır. Buda’ya başvurmasını önerirler. Buda da hiç ölüm acısı yaşamamış bir aileden dört beş tane hardal tohumu getirmesini ister. Kisa Gotami ev ev dolaşsa da bulamaz. En sonunda ölümün ve acının herkes için kaçınılmaz olduğunu ve zenginliğinin buna çare olmadığını anlar. Bundan herhangi bir kaçış yok ve onu reddetmek yerine, doğası üzerine düşünmek hepimiz için çok daha faydalı olacaktır. Rahatsız edici ve zorlayıcı duygulara karşı dayanıklılığımızı artırmalı ve yas tutanlarla zor zamanlardan geçenlere alan açmalıyız. Onları izlemeli, kabullenmeli ve onlardan bir şeyler öğrenmeliyiz.”