D.

D.
@Branchfor
"Monna Rosa seni görmemeliyim Bir bakışın ölmem için yetecek.."
Sultân-ı rusul şâh-ı mümeccedsin efendim Bî-çârelerle devlet-i sermedsin efendim Dîvân-ı ilâhîde ser-âmedsin efendim Menşûr-i "le 'amrük"le müeyyedsin efendim Sen Ahmed ü Mahmûd u Muhammedsin efendim Hak'dan bize sultân-ı müeyyedsin efendim Tâbiş-dih-i ervâh-ı mücerred güherindir Mâliş-geh-i ruhsâr-ı melek hâk-i derindir Âyîne-i dîdâr-ı tecellî nâzarındır Bû Bekr Ömer Osmân ü Alî yârlarındır Sen Ahmed ü Mahmûd u Muhammedsin efendim Hak'dan bize sultân-ı müeyyedsin efendim Hutben okunur minber-i iklîm-i bekâda Hükmün tutulur mahkeme-i rûz-i cezâda Gülbank-i kudûmûn çekilir arş-ı Hudâ’da Esmâ-yı şerîfin anılır arz ü semâda Sen Ahmed ü Mahmûd u Muhammedsin efendim Hak'dan bize sultân-ı müeyyedsin efendim Ol dem ki velîlerle nebîler kala hayrân Nefsî deyü dehşetle kopa cümleden efgân Ye’s ile 'usâtın ola ahvâli perîşân Destûr-i şefâ'atla senindir yine meydân Sen Ahmed ü Mahmûd u Muhammedsin efendim Hak'dan bize sultân-ı müeyyedsin efendim Bir gün ki dalup bahr-i gama firkate gittim Elden yitürüp kendimi bî-hôdluğa yitdim
“Kötü bir anıyı unutmanın en iyi yolu güzel bir tanesiyle değişmektir.”
"Bir an kayboldun gibi. Yaşadım kıyameti Yoruldun ama buldun ey kalbim emaneti Yeniden su yürüdü dalıma yaprağıma Bir bakışın can verdi kurumuş toprağıma Çiçeğe durdu kalbim içtim parmaklarından Göz çeşmem suya erdi sevda kaynaklarından Bir aydınlık denizin sonsuz derinliğinde Yüzüyorum gözünün yeşil serinliğinde Bir ışık bir kelebek biraz çiçek biraz kuş Yeni bir ülke yüzün ellerimde kaybolmuş Soluğum bir kuş gibi uçuyor ellerine Kapılıp gidiyorum saçının sellerine Gözlerinden göğüme sayısız yıldız akar Bir gülüşün içimde binlerce lamba yakar Bir kurtuluştur o an çağrılsa senin adın Sesin ne kadar sıcak sesin ne kadar yakın Tabiat bir bembeyaz gelinlik giymiş gibi Yüzüme kar yağıyor sanki elinmiş gibi Sensiz geçen zamanı belli yaşamamışım Sensizlik bir kuyuymuş onu aşamamışım
"Işıklar çoğalıyor içimizden birine Kime bu davet Limanı dolduranlar yanan insan meşaleleri Yüzbinler taş kulelere yaslanmış söylüyorlar Rüzgâr nereden eserse essin güzeldir Alevler bir ayrı âlemdir Dirlik sevinçtir- göç içimizedir" ACZ
"Daha dokunmadan kurudu irem çöllere bir türlü yağamıyorum yeni bir koşunun başlangıcında biraz deprem sonrası biraz şehir hülyası bir kalp yangınından geriye kalan siyah gözlerine beni de götür artık bu yerlere sığamıyorum. Pembe uçurtmalar yolladığından beri sarardı tiryaki menekşeleri sonbaharın tozlu kafeslerinde sevgi turnaları yakalıyorum turnalar gidiyor; ben kalıyorum avareyim,asudeyim,yorgunum bilmiyorum neden sana vurgunum Erzurum garında banklar üstünde uyku tutmuyor karanlıkları yitik düşlerimi kovalıyorum gölgeler gidiyor; ben kalıyorum. Binbir türlü kokuyorsa yaylalar siyah gözlerine beni de götür baharın koynundan koparıp sana ipek bir mendile sardığım yüreğimle şehzade gülleri gönderiyorum umutlar kalıyor; ben gidiyorum. Bütün yelkenlileri,deniz fenerlerini kaptanları sorgulayan
"Deme şu niçin şöyle Yerincedir o öyle Bak sonunu seyreyle Mevlâ görelim n’eyler N’eylerse güzel eyler."