Zifiri karanlıkta bir yıldızın ihyası gibi.
Gönül mülküne düşen ilk cemre, ilk uyanış.
Bu latif davetle bir kez daha ikrar ettim ki;
Okumak, sadece satırlarda gezinmek değil;
Kainatın her zeresinde O'nun mührünü görmekmiş.
Varlık aynasında cilvelenen esmanın sırrına,
Acziyetten doğan o sonsuz kudretin kapısına...
Bu bir arayış değil, asıl aşina olana dönüştür.
Sözün sultanı olan vahiyle yoğrulmuş,
Gözle görülmeyen ama kalple hissedilen bir huzurdur.
O’nun nuruyla bakmaya başlayan her göz,
Kendi nefsinin dar zindanlarından azat olur.
Ezel ve ebedin tek sahibine ram olan yürek,
Varlığın hakiki lezzetini ve asıl hürriyeti bulur.
Karanlığın ortasında parlayan bir kandil gibi.
Mürekkebim davanın, kalbim vuslatın pusulası.
Bu kutlu işaretlerle bir kez daha anladım ki;
Okumak, sadece satırlarda gezinmek değil;
Batılın karşısında Hak için dimdik durabilmekmiş.
Cahiliyenin karanlığından kalbin aydınlığına,
Beşeri prangalardan kurtulup sadece O'na kul olmaya...
Bu bir kaçış değil, asıl öze bir dönüştür.
Zihinlerin ve ruhların hürriyete kavuştuğu,
Sarsılmaz bir davanın vahiyle kurulan duruşudur.
O’nun boyasıyla boyanan her bir yürek,
Kendi nefsinin esaretinden sonsuza dek kurtulur.
Sözlerin en doğrusuna tam teslimiyetle uyan,
İzzet ve şerefin asıl kaynağını bu yolda bulur.
Çoğumuz Kur’an’ı bir sevap makinesi gibi görüyoruz; oku, üfle, geç. Yazar burada masaya yumruğunu vurup; "Hayır arkadaş, bu kitap bir hayat kılavuzu. Eğer okuduğun ayet senin giyimini, harcamalarını, arkadaş çevreni veya hayata bakışını değiştirmiyorsa, sen aslında o kitabı hiç okumamışsın" diyor. Bu yönüyle kitap çok tokat gibi.Kitapta en sevdiğim kısım, sahabenin Kur'an'a yaklaşımını anlatması. Onlar için bir ayet inmesi, sanki genelkurmaydan bir emir gelmiş gibiymiş; hemen uygulamaya geçiyorlarmış. Bizim gibi "Hele bir hatim bitsin de bakarız" kafasında değillermiş. Bu kıyaslama insanı cidden utandırıyor.Hiç dolandırmıyor. "Tevhid budur, şirk budur, Kur'an okumak budur" diye net çizgiler çiziyor. Gri alan bırakmıyor. Bu kimine "sert" gelebilir ama ne demek istediğini anlamamak imkansız.Açıkçası, yazarın dünya görüşü veya siyasi duruşu ne olursa olsun; Kur'an'ı "anlamak ve yaşamak" üzerine kurduğu bu temel mantık çok haklı bir dert. Kitabı bitirdiğinde, raftaki Kur'an'a bakışın değişiyor. Artık ona sadece bir "kutsal nesne" olarak değil, sana gönderilmiş bir mesaj olarak bakmaya başlıyorsun.