İnsanın kıymet ve kuvveti, bilgisinin genişliğinde olmaktan çok, benliğine sahip ve irâdesine hâkim olabilmesinde; iyi huylarında ve rûhî terbiyesindedir.
Bugün medeniyetin kaynağı olarak görülen Avrupa'nın kanlı ve karanlık bir tarihinin olduğuna dikkat çeken Hayrullah Efendi, "... bu asırda menba-ı temeddün ü terbiye gibi itikat olunan Avrupa'nın zaman-ı ûlâda vahşet ve cehaletin merkezi olup..." dedikten sonra kendi milleti adına bir şehadette bulunur: "Ve senin milletin olan Türkler ve dindaşın bulunan Araplar, kendi namlarını ibka edecek nice nice âsâr-ı nâfiaya muvaffak olmuşlardır. Yine olurlar."
Modern dönemde Batı, artık (Batı) Avrupa'da yerleşmiş olan bir kültürü değil, belli bir yaşam biçimini, dünya görüşünü, siyasal sistemi, ekonomik düzeni, kültür formunu ifade ediyor. Batı dediğimiz şey, artık Londra yahut New York sokaklarıyla sınırlı değil. Batı'yı İstanbul sokaklarında, Tahran caddelerinde, Delhi meydanlarında, Tokyo metrosunda görmek mümkün. Bu yüzden Batı kelimesini gelişigüzel kullanmak büyük riskler taşıyor.