ADALETİN BU MU DÜNYA?
EVET, BU… BEĞENEMEDİN Mİ?
Kahpe dünya! Adaletsiz dünya! Yalan dünya!
Bunlar, içinde yaşadığımız dünyaya verdiğimiz isimlerden bazıları.
Herkes kendi içine baksın, çalıştınız olmadı, sevdiniz olmadı, savaştınız olmadı, bıraktınız olmadı… Bu dünyaya ne yapsanız yaranamadınız, tabii çevrenizdekilere de. Siz on verdiniz karşılığında bir aldınız. Saçınızı süpürge ettiniz, gençliğinizi pas pas yaptınız vs. Zamanınızı, emeklerinizi değmeyecek yerlere harcadınız. Dünyada adalet olsaydı böyle mi olurdu?
Ya dünya gayet adaletliyse? “Hadi be sende!” mi diyorsunuz? Adaletsizsiniz, daha dinlemediniz bile…
Biz adalet kavramını kısasa kısas, dişe diş, kana kan olarak yorumlarız. Kim benden ne aldıysa Allah da ondan onu alsın isteriz. Karşımızdaki bizden kalemimizi aldıysa, Allah da ondan kalemini alsın diye dileriz. O kişinin elinde her kalemi gördüğümüzde, adaletin yerine gelmediğini düşünür ve içten içe buna inciniriz. Biraz sitemle karışık, “Allah’ım hala onun kalemi elinde ama” diye de gönül koyarız. Bilmediğimiz ve kendimize sormamız gereken şey şudur; senin kaleme verdiğin anlam ve değeri, karşındaki kişi de kalemine veriyor mudur? Yani senin kalemi kaybettiğinde için yanmış, canın acımış olabilir ama o kişi kalemini kaybettiğinde de senin gibi canı yanacak ve içi acıyacak mı? Bunu sen bilemeyebilirsin ama Tanrı bilir. Sen karşındakinin kalemine odaklanırken, Tanrı ondan bardağını alır; çünkü senin kalemine verdiğin değer ve anlamı, karşındaki de bardağına veriyordur. Yani intikam alınmış, adalet yerine gelmiştir. Fakat sen bunun farkına bile varmazsın, neden? Hala onun kalemi elinde olduğu için!
Adalet dediğimiz şey, bir şeyin intikamının alınmasıysa eğer; bu işi bırak Tanrı yapsın! Çünkü kimin nerden darbe aldığında canının yanacağını ancak O bilir.