Hep böyle düşünüyoruz, söylüyoruz, ama yapmıyoruz. İnsiyatifimizi beynimizin içine sıkıca kapatıyoruz, sanki içine girip 'Hiç bişey yapmak zorunda değilim, kendi seçimlerimi kendim yaparım, özgürüm' diyebileceğimiz bir oda gibi. Sonra beynimizdeki o küçük odayı terk ediyoruz.
Yirmi yaş dolaylarında öyle bir an vardır ki, yaşamın geri kalan kısmı boyunca ya herkes gibi olmayı, ya da farklılıklarını erdeme dönüştürmeyi seçmen gerekir.