"Türkleri Müslüman edenler doğrudan
Araplar değildi. Araplar İranlıların, İranlılar da Türklerin
Müslümanlığına vesile olmuştur. Dolayısıyla Türklerin İslam anlayışında Farisi etki çok fazladır. Mesela çok ilginçtir, Türkler namazdan önce ‘vuzû’ almazlar, abdest alırlar.
Bu eylem için Arapça değil Farsça bir tabir kullanmayı
tercih ederler. Namaz kılmak bile Farsçadır. Kisranın önünde perestiş etme, hafif eğilme anlamına gelen Pehlevice kökenli ‘nemaz' kelimesini biz 'namaz' şeklinde söylüyoruz.
Mesela 'nebî’ demek yerine daha çok 'peygamber' demeyi tercih etmişiz. Peygamber, peyâm 'haber, ber 'getiren' anlamında Farsça bir terkiptir."
Mahmud Erol Kılıç
Günümüzde fazla okuyanlara "kitap kurdu" deniyor ki
bu isimlendirme çok pazarlama, tüketim kokuyor. Eskiler
"muhibbân-ı kütüb" dermiş. Muhibbân-ı kütüb; kitap okumayı sevmenin dışında ona topyekûn bir eşya olarak (koku, cilt , sayfa, muhteva) aşık olanlar için kullanılırmış. Mecânin-i kütüb; hastalık derecesinde kitaba düşkün (mecnûn) olanlara denirmiş. Mesela yastık yerine kitapla uyuyanlar, kitapla konuşanlar.
"Arifler, 'Edebin, ekmekteki un, ibadetinse ekmekteki tuz gibi olsun’ demişler.
İbadeti yerine getirmekle yetinmek değil, ibadeti, ondan daha yoğun ve çok olan bir edebin içinde eritmek anlamına gelir bu."