Büşra

“Ne yaparsın Vasiliyciğim!” demişti. “İnsanın oğlu kendinden kopmuş bir parçadır, derler. Bir şahindir oğul: Canı istedi uçup geldi yanımıza, canı istedi, uçup gitti… Seninle ben bir ağaç kavuğunda iki mantar gibiyiz, diz dize otururuz, bir yere gidemeyiz. Yalnızca ben kalacağım senin yanında daima… sen de benim yanımda…”
Sayfa 170·Kitabı okudu
Reklam
— Söyler misiniz, sözgelimi müzik dinlerken, sevdiğimiz insanlarla güzel bir akşam geçirirken, onlarla sohbet ederken duyduğumuz haz neden daha çok bir yerlerde var olan büyük mutluluğun yansımasıymış gibi gelir bize? Nedeni nedir bunun? Belki siz hiç tatmamışsınızdır bu duyguyu? — Deyimi bilirsiniz: “Mutluluk bizim olmadığımız yerdedir”
Sayfa 126·Kitabı okudu
Okumamış ve cahil oldukları için kim bilir kaç kez köylüleri kıskanmışımdır. Benim açımdan apaçık saçmalık olarak görünen inanç kurallarından onlara yalan gelebilecek hiçbir sonuç çıkmıyordu, bu kuralları kabul edebiliyorlar ve benim de inandığım gerçeğe inanabiliyorlardı.
Sayfa 85·Kitabı okudu
Hristiyanlık
Bir asalak olarak yaşıyordum ve kendime neden yaşadığımı sorup “hiçbir şey için” yanıtını almıştım. Eğer insan hayatının anlamı hayatı var etmekse, o zaman otuz yıldır hayatı var etmek için değil, kendimdeki ve başkalarındaki hayatı yok etmekle uğraşmış olan ben, hayatımın bir anlamsızlık ve kötülük olduğu yanıtından başka bir yanıtı nasıl alabilirdim? Hayatım anlamsızlık ve kötülüktü zaten.
Sayfa 67·Kitabı okudu
Kendime “Benim hayatım nedir?” diye sormuş, “Kötülük ve saçmalıktır” yanıtını almıştım. Doğruydu, benim hayatım, yani şehvete göz yuman bir hayat anlamsız ve kötüydü, bu yüzden de “hayat kötü ve anlamsızdır,” yanıtı genel olarak insan hayatıyla değil, sadece benim hayatımla ilgiliydi.
Sayfa 65·Kitabı okudu
Reklam