Yürür boyuna. Bir elinde gecesi, bir elinde ucu ışıltılı bir bıçak. Gecesini keserek yürür.
Yolunda böylece yürürken, ayağına sıcacık, yumuşak bir canlı değer. Elini uzatır alır. Bakar ki bir kuș. Kuș dediğin uçar. Bunun da başına bir hal gelmiştir. Bunun da omuzlarında taş gibi ağır bir gece. Ne olmuştur ki buna? Kuşu kucağına alır, bir köye girer. Köylüler onun başına birikirler. Abdal sorar. Bu ne kuşudur? Ne hal gelmiştir başına?
Köylüler Abdalın kucağında sıkı sıkıya tuttuğu, bağrına bastığı kuşa bakarlar. Bu bir turnadır derler. Bunun bir kanadı yaralı bir kanadının da ucu kopmuş, derler. Bu artık ölünceye kadar uçamaz. Bu hal Abdala çok koyar. Demek ki böyle ha, der. Benim gözlerim yok, göremem. Onun kanatları yok, uçamaz
Bu dünya dolu dünya.