Sizden öncekileri mal sevgisi helal etti. Bu sevgi (nefis) onlara akrabalarıyla ve dostlarıyla ilişki kesmeyi emretti. Kestiler. Cimriliği emretti. Cimrileştiler. Günahı emretti. Günaha girdiler. Zulmü emretti zulüm ettiler. En sonunda da helak oldular.
Bugün malumat ile bilgiyi, bilgi ile hikmeti birbirine karıştırıyoruz. Çok bilmeyi, enformasyon toplamayı, "bilmek" ya da "bilgi" yani "ilim" zannediyoruz. İlim sahibi olmayı, hikmet sahibi olmak sanıyoruz. Hatta bunun bir sonraki adımında hikmete vakıf olmayı arif olmakla karıştırıyoruz. Halbuki bunların her biri ayrı bir mertebedir
Bu durum Hazreti Mevlana'nın pergelin iğnesini doğru yere sabitleme metaforu üzerinden de ifade edilebilir. Pergelin iğnesinin doğru yerde Hakikatte olması gerekir. Pergelin iğnesini sabitledikten sonra yetmiş bin alemi seyr-ü temaşa etmek için çıktığımız yolculuk bir hakikat arayış yolculuğuna dönüşür.
"Bütün bunlar ne kadar da yakınmış meğer!..." insan hayatına tat veren her şeyi yavaş yavaş, "zamanı gelince..." diye diye ihtiyarlığa ertelediğinin farkına vardı. Sanki günün birinde gerçekten zamanı gelecekmiş gibi...